Kafasında harcadığı zaman, dünyada harcadığı zamandan daha fazlaydı. Bu, iş hayatında hiçbir zaman sorun olmamıştı, hatta onu işinde iyi yapan şey tam olarak buydu.
"...Eğer günahkârların en büyüğüysem, çilekeşlerin de en büyüğüyüm. Dünyanın bu kadar insanlıkdışı acı ve dehşet kapsadığı asla aklıma gelmezdi. Yapabileceğin tek şey var, Utterson. Beni kendi halime bırak, suskunluğuma saygı göster."
...Evet belki de vaktiyle işlediği bir günahın hayaleti, gizli tutulmuş bir yüz karasının kanseriydi bu; ceza yıllar sonra geliyor işte, hafızalar unuttuktan, kendimizi affettikten sonra.
"Bir bedende yaşayan iki insanın verdiğinden daha büyük acı olamaz." diyor Mark Mellery.
İçinde bunun gibi bir sürü güzel alıntılar bulunan bir hazineydi benim için. Verdon'ın kalemi tahmin ettiğinizden daha iyi. İlk sayfalarından beri beni içine çeken bir 'girdap' oldu.
Biraz gidişattan ve karakterlerden bahsetmek gerekirse gidişat beni hiç sıkmadı. Kıvamında yazılmıştı. Çoğu zaman macera baskın olsa da okuyucuyu sıkmamak için de Gurney ve Madeleine'in güzel ilişkilerini görüyoruz. Lakin küçük bir eksisi var, ki onu görmezden gelmek çok kolay, bir zaman sonra katili tahmin ettim ne yazık ki ama bu diğer artı şeylere göre takılacak bir durum değil. Karakterler ise çeşitliydi. Her kafadan biri var ama benim favorim Hardwick oldu. Yanlışlıkla Kurt Gölü'nü okuduğumda da favorim oydu. Sonu ise gayet tatmin ediciydi. Hem aile hem de polisiye kısmı iyi ele alınmıştı.
Uzun lafın kısası şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. Elinizden bırakamayacaksınız. Şimdiden iyi okumalar.