Son olarak ben bir şey bildiğim için, bir şeyi bilmenin ne olduğunu bildiğimde, ya da mesela
ruhun özünü bildigim için, onun bedenle birlesik
olduğunu bildiğimde, bir şevi salt özüyle algılamış olurum.
Duyularının onlara sunduğu malzemelerle iş görüyorlar, her şeyi duygularını işe karıştırarak, kişisel bakış açılarıyla değerlendiriyorlar. Gerçekte iyi olana kötü, kötü olana da iyi diyorlar. Ne kendilerinin bilincindeler ne de kullandıkları kelimelerin. İtibarın, servetin ve ihtirasın gelip geçici kazançlarının, hakiki mutluluk, mutlak sevinç olduğuna inanıyorlar. Yani anlayacağınız, hiç akıllarını kullanmıyorlar.