Şeriatta kadının yerinin ne olduğunu ve ya ne olmadığını anlamak adına okunması gereken kitaplardan . Özellikle "Şeriat isteriz" diye böğüren hemcinslerimin okumasi gereken kitaplardan . Belki o zaman Atatürk'e ne borçlu olduklarının bilincine varırlar!...
Namus AdınaMukhtar Mai · Epsilon Yayınevi · 2021202 okunma
Bayılıyorum böyle popüler kitap olmayan ama tesadüf sonucu alınan kitapların muhteşem çıkmasına
Kitap 103 sayfalık bir günde bitirebilirsiniz.
Mukhtaran Bibi; Meerwala köyünde yaşayan köylü Gujar katına mensup bir kadındır. Sırf 13 yaşında ki erkek kardeşi Mastoi katına mensup olan bir kadınla konuştu diye iftira atarlar.
Mastoiler düşük kattaki bir kadından yani Mukhtaran'ın toplu tecavüzüne karar verilerek intikamlarını alıyorlar. Yanlış duymadınız kadına verilen ceza bu ve bu olay yaşanmış...
Burada erkeklerin işledikleri suçlar hep kadınlara ödetiliyor. Kızların okutulmadığı bir bölgede adaletin sesi olup kendi hakkını arayan bir kadın yapılanlara çok sinir olsam da tek solukta okunabilir.
Namus AdınaMukhtar Mai · Epsilon Yayınevi · 2021202 okunma
Selam️ Marie-Thérèse Cuny “Namus Adına Mukhtar Mai”
Alıntı; Kadınlar erkeklerin namusuysa, neden erkekler bu onura tecavüz etmek veya onu öldürmek ister?” Sayfa 98
Pakistan’ın ücra bir köyünde yaşayan Mukhtaran Bibi, Haziran 2002’de 12 yaşındaki erkek kardeşine yöneltilen suçlamalar sonucu, köyündeki aşiret konseyinin karşısına onun adına özür dilemek için çıkar. Hala kast sisteminin gücüyle hayatlarını sürdüren bu insanlar, kendilerinden üstteki aşiretin düşmanlığını göze alamaz ve aile; evin boşanmış 28 yaşındaki kızının, en uygun kişi olduğuna karar verir.
Kendi küçük dünyasında, günlerini kız çocuklarına Kuran dersleri vererek geçiren kadın adına, konseyden toplu tecavüz kararı çıkar ve hemen orada uygulanır. Okuma yazması olmayan, Kuran derslerini de ezberden veren Muhktar’ın yaşadıklarını kapakta adı geçmeyen yazar “Marie-Thérèse Cuny” bir çevirmen sayesinde kaleme alır.
Bir şekilde duyulan olay, uluslararası ses getirir ve Muhktar için hukuki süreç başlar. Çeşitli derneklerden hatta devlet başkanlarından yardım alan, rağmen 4 inançlı Müslüman tarafından şahitlik edilip ispata varamayan tecavüz olayı, ülkenin kanayan yarasıdır. Hem medeni hukuku, hem islam hukukunun esaslarını hiçe sayıp, kanunları kendi menfaatleri doğrultusunda uygulayanlarla zulme uğramış, özgürlükleri kendi evlerinin içinde dahi sınırlı kadınların mücadelesi..
Biyografi- Anı türündeki eseri türü sevenlere tavsiye ederim. Evet bir kadın olarak, geçtim kadınlığı insan olarak okurken kayıtsız kalmak imkânsız. Bunun dışında, duygu olarak beni derinden etkilemedi, belki coğrafyamızdan ve getirdiklerinden dolayıdır, bizim çok da uzak olmadığımız bir şey, kadının gördüğü zulüm. Yazarın adının küçük puntolarla önsözün bir kısmında şöyle bir geçiyor olmasından da rahatsız oldum. Okuma yazma
Namus AdınaMukhtar Mai · Epsilon Yayınevi · 2021202 okunma
Mukhtar Mai Pakistan’ın köylerinden birinde yaşayan kendi halinde genç bir kadınken hayatı sarsılmaz bir şekilde değişir
Köyün büyük aşireti erkek kardeşine iftira atar , suçsuz olsalar bile af dilemeye giden Mukhtar Mai affedileceklerini umarken toplu tecavüze kurban gider.
İntihar mı? Yaşamak mı?
İntihara daha yakınken kıyısından dönüp savaşmayı,yaşamayı tercih eden güçlü bir kadın . Okuma yazma bile bilmezken kendi hayatı dışında bir hayatın cahiliyken hikayesi dünyayı aşan, adaleti kendi çabalarıyla arayan asla vazgeçmeyen Mukhtar Mai talihsiz ününü kadınların sesi olmaya adamıştır.
Eseri çok sevdim, bir teknik veya edebi başarı olarak değil , tamamen gerçek bir adalet mücadelesi okuduğum için sevdim.
Herkese tavsiyedir
Namus AdınaMukhtar Mai · Epsilon Yayınevi · 2021202 okunma
Pakistan’dan Yükselen Bir Adalet Sesi: Mukhtar Mai
Bu kitaba bir kadın hikâyesi okuyacağımı bilerek başladım. Etkileneceğimi düşünüyordum; ama bu kadar derinden sarsılacağımı tahmin etmemiştim. Sayfalar ilerledikçe bazen gözyaşlarımı tutamadım, bazen kitabı kapatıp nefes almak zorunda kaldım. Bu yalnızca bir mağduriyet anlatısı değil; bu, insan onurunun yerle bir edildiği bir yerde ayağa kalkmanın hikâyesi.
Mukhtar Mai’nin yaşadıkları tarif edilemez bir acı. Ancak kitabı güçlü kılan şey, yaşanan zulmün kendisi değil; o zulmün karşısında dimdik durabilme iradesi. İmkânsızlıkların, baskının ve ölüm tehdidinin ortasında bir kadının “adalet istiyorum” diyebilmesi… İşte asıl kırılma noktası burada. Kendi adaletini sağlamak için yola çıkan bir insanın sesi, yalnızca kendi köyünde değil, tüm dünyada yankı bulabiliyor.
Bu kitabı okurken ister istemez kendi ülkemi düşündüm. Bugün yaşanan kadın cinayetlerini, susturulan sesleri, görmezden gelinen adaletsizlikleri… Ve şuna inandım: Bir kişi ayağa kalktığında, bu sadece bireysel bir direniş olmuyor. Bu, başkalarına da cesaret veren bir kıvılcım oluyor. Mukhtar Mai bir sembole dönüşmüşse, bu onun korkusuzluğundan çok, vazgeçmemesinden kaynaklanıyor.
Kadınlar olarak sistemi değiştirebileceğimize inanıyorum. Çünkü tarih, bir kişinin kararlılığının nasıl toplumsal bir dönüşüme kapı aralayabildiğini gösteriyor. Adalet beklenen bir şey değil; talep edilen, uğruna mücadele edilen bir hak. Bu kitap, tam da bunu hatırlatıyor.
Ve elbette bu satırları yazarken Mustafa Kemal Atatürk’ü anmadan geçmek mümkün değil. Türk kadını için Atatürk bir dönüm noktasıdır; hatta bir mucizedir. Bugün zaman zaman onun mirası gölgelenmeye çalışılsa da, sahip olduğumuz birçok hakkın temelinde onun açtığı yol vardır. Kadınların kamusal alanda var
Namus AdınaMukhtar Mai · Epsilon Yayınevi · 2021202 okunma
Namus adına kitabı:
Yaşadıkları son derece ağır olan Pakistanlı genç kadının başına gelen trajik olayı bunun sonucunda, vazgeçmeyip haklarını savunmasını ele alıyor.Okunmaya değer.
Namus AdınaMukhtar Mai · Epsilon Yayınevi · 2021202 okunma
Şans eseri karşıma çıkan bir kitabın beni bu kadar etkileyeceğini asla düşünmezdim, anlatım tekniğinden ziyade beni en çok etkileyen şey tüm bu yaşanan şeylerin yakın tarihte olması ve olmaya devam etmesi. Kitap bittikten sonra saatlerce düşündüm.Nasıl olur ?Neden? Bu kadar saf bir kötülüğe kadınların maruz kalmasının nedenini yine de bulamadım ve sanırım asla bulamayacağım. Namus Adına
Namus Adına
#mukhtarmai
“Bir insanın acısı ve utanç verici bulduğu bir sırrı hakkında konuşmasının hem zihni hem de bedeni serbest bırakabileceğini tahmin bile edemezdim.”
Bir kadın (kadınlar) dünyaya geliyor gözlerini açıyor ve kendini bilmeye başladığında evde baba abi kardeş dede vs herkesin hizmetini yapmaya başlıyor. Kendi istek ve arzuları hiçe sayılıyor. Yine bu kadın (kadınlar) çalışıp kendi azmiyle Kuran öğrenip çevredeki çocuklara kızlara kendince öğretmeye çalışıyor.
Yetmiyor kasabasında bir gurup adı erkek olan kişiler tarafından tecavüze uğruyor!
Hayır buda yetmiyor,bu onun suçuymuş gibi yine hem kendi hemcinsleri tarafından hemde erkekler tarafından iftiraya ve hor görülmeye maruz kalıyor.
Mukhtar Mai yaşadığı korkunç trajediye rağmen yılmıyor pes etmiyor ve bu çarpık düzenden muzdarip diğer kadınların sesi, nefesi olmak için adalet mücadelesine başlıyor.
Mukhtar Mai’nin hikayesi hepimizin hikayesi...
Onun sayesinde kendi köyündeki birçok kadın adaletsizliğe ve çarpık düzene karşı seslerini duyurabiliyor.
Namus AdınaMukhtar Mai · Epsilon Yayınevi · 2021202 okunma
#okudumbitti
Of ya bu kitaba ne kelime söyleyeyim bilmiyorum. İçim yandı. Söyleyecek söz bulamıyorum. Ama gerçekten de hayran kaldım kadına. Pes etmemesine dik durmasına hayran kaldım. Malesef böyle bol olay var bu dünyada....
"Fakir ve cahil olabilirim, bugüne dek burnumu erkeklerin işine sokmadım ama duyan kulaklarım ve gören gözlerim var. Ayrıca konuşacak , kendi adıma konuşacak bir de sesim !"
Herkese Merhaba
Uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir kitapla geldim. Kitap 104 sayfa olsa da etkisi çok daha büyük oldu. Hayatımda etmediğim küfürleri ettirdi bana.
Pakistan'ın küçük köyü Meerwala'da 2002'de yaşanmış gerçek bir hikayeyi anlatıyor. İnancınız nedir diye sorsanız müslümanız diyen ama yaptıklarının islamla zerre alakası bir toplumun ne kadar ilkel olduğunu gösteriyor. Kast sistemiyle yönetilen köyde adalet isleri erkeklerden kurulu jirgalar üzerinden sağlanıyor. Paran ve toprağın ne kadar çoksa adaletin terazisi sana yöneliyor.
2002 yılında Mukhtar Mai'nin bağlı olduğu kasta ait topraklar başka kast tarafından satın alınmak istenir. Topraklar satılmayınca ailenin 12 yaşındaki oğlu tecavüze uğrar ve üst kast tarafından evin kızını taciz suçlamasıyla tutuklanır. Jirganın kararıyla kardeşinin suçu içine Mukhtar Mai özür dilemeye gönderilir. Kardeşine tecavüz ve taciz suçlamalarının yanında Mukhtar Mai'de 4 kişi tarafından tecavüze uğrar. Onlara göre adalet sağlanmıştır. Yerel gazetecinin olayı duymasıyla gazetelerde haber yayılır. Şimdi diyeceksiniz ki suçlular cezasını buldu . Karakolda ifadeleri alınmaz iftira diye geçer. Mukhtar Mai 'den yaşadığı acının bedelini intiharla ödemesi beklenirken O adalet arayışına girecektir. Birçok tehdit ve engellemelere rağmen davasından vazgeçmez.
Sonuç ne oldu derseniz kitabı okumalısınız.
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap lütfen okuyun , okutun
"Onlar için kadın yalnızca sahip olunacak, onur veya intikam meselesi edilecek bir nesne. Aşiretin namus anlayışına göre onlarla evlenir veya onlara tecavüz ederler. Bu şekilde küçük
Haziran 2002'de, yerel zengin ve güçlü Mastoi Beluc klan konseyinin emriyle gerçekleştirilen toplu tecavüzden kurtulmuştur.
Bulunduğu toplum, tecavüze uğradıktan sonra intihar etmesini beklese de, Mukhtaran olayı anlatmış, hem yerel hem de uluslararası medyada yer alan davayı da takip etmiştir.