Zamanla, karısına tüm aksak taraflarını öğrendiği eski bir otomobil gibi alışmıştı. O istediği yerde durur, bazen hiç fren kabul etmez, vitesleri kendi kendine değiştirir, bazen doludizgin giderdi.Sabih‘in vazifesi bu eski makinenin bir kaza çıkarmasını önlemekti. 
İnsan ömrü, zamanın fırınında alev alan bir kağıt kadar çabuk yanıyor. Belki hayat… gülünç bir oyundur. Tam bir ümitsizlik içinde bir yığın “karar kılıklı tereddüt” ve küçük, beyhude savunmalardır, hatta hülyadır.
Huzur/ Ahmet Hamdi Tanpınar
Farkında olduğumuz hiçbir zaman çıplak düşünce ya da çıplak varoluş değildir. Kendimi, daha çok duygulanımların, hazzın, korkuların, pişmanlıkların, seçeneklerin değerlendirilişinin, kararların bir bütünlüğü olarak bulurum.Kendi doğamın içinde etkin olarak bulunduğum sürece tüm bunlar, öznemin çevreme yönelttiği tepkilerdir. Descartes‘in”Varım” ı olan bütünlüğüm, bu malzeme kargaşasını duyguların tutarlı bir modelinde biçimlendirme sürecimdir.