Yalnızlık var sadece. Benden dört bir yana uzayan bir yalnızlık. Öyle genişledi ki her yeri kaplıyor, bir başkasına yer kalmıyor. Bir de dayanılmaz bir basınç göğsümde. Göğsümün tam ortasında sürekli bir taşın baskı yapması gibi, sanki bir pençe göğsüme doğru bastırıyor da bastırıyor, nefesim kesiliyor çoğu zaman. Izdırap bu, giderek büyüyen ve her yeri kaplayan bir ızdırap. Yalnızlık ve ızdırap. Kaskatı bir acıyı sabitliyor dört yanıma bu ikili. Izdırap buymuş, anladım. Acının her hücrene yerleşip hareketsiz durması. Sanki tüm damarlarımın içini doldurmuş, öyle donmuş kalmış.
"Balık önce denizden, yani gerçekten ayrılacak. Nefessiz kalıp çırpınacak, çırpınacak ki ait olduğu yere özlem duysun ve tekrar oraya dönmek için mücadele etsin."