Medine’deki müdafiler Mısır’da esir kampında türlü işkence ve psikolojik baskı altında ölmektense, Medine’de Hz. Peygamber’in mezarının gölgesinde şehit düşmeyi tercih ediyorlardı. 
Katliamın boyutu o kadar büyüktür ki, en az Lawrence kadar gaddar ve vahşi bir çöl urbanı olan Şeyh Avuda, “Türk askerlerini katletmekten yorgun düştüğüm için esir almak zorunda kaldım” demiştir.
Fahrettin Paşa, açlığın en yoğun olduğu günlerde belli dönemlerde Medine’de bulunan çekirgeleri toplatarak askere yedirtmiş ve bizzat kendisi de çekirge yiyerek askerin moral bulmasını sağlamıştı.
Medine’nin tüm imkansızlık ve zorluklara rağmen 1919 yılına kadar direnmeye devam ederek işgal edilememesi düşmanı bile hayrete düşürmüş bir durumdur. Anadolu askerinin bileğini Çanakkale’de bükemeyen İngiltere, benzer bir çaresizlikle Medine önünde de karşılaşmıştır. Bu başarıda Fahrettin Paşa ile kurmay heyetinin etkin komutası ile Medine müdafi Anadolu evlatlarının özverisini tarife kelimeler yetmeyecektir.