ikindi hüznü
Gün ortası. Yaz ve sıcak. Aslında sevdiğim iki şey... Erkek kardeşimle bir bardak kaçak çay içtim. Herkesin şüpheyle yaklaştığı, kimisinin cimri, kimisinin güvensiz bulduğu, emekli deniz subayı, şimdide galerici olan Kemal abiyle birer kadeh wiski içtim. Íki yıldır tanıdığım, aramızdaki ilişkiye bir türlü isim koyamadığımız, koyamadığımız için de kimi zaman bir sevgili, kimi zaman bir partner, ya da iki iyi arkadaş gibi olduğumuz, tuhaf, arsız, çekingen, saygı ve hayranlık duyduğum bir kadınla sabah kahvaltısı yaptım. Şimdi ise, yani tam da şu anda Adana'dan istanbula, istanbuldan Bali'ye ve oran da Avusturalya"ya uçmak için yola çıktım. İçimde yarım ve eksik kalmış bir duyguyla yoldayım. Her ayrılığın bir kavuşmak olduğunu çok sonradan öğrenenlerdenim. Yol, gitmektir. Kavuşmak, yolda, onun için gitmektir.
Duygu ve Düşünce
Geçmişten söz edebilecek kadar canlıydım, geçmişi unutamayacak kadar bilmiş, yaşarken hikâyenin içi boşalmış gibiydi. Kimsesizlik böyleydi, ıssızlık bunu gerektirirdi. Boğazımda çiçekler açsın istemiştim ama düğümler, arsız otlar gibi izin vermedi. Ruz Kâbusları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Arsız güçlü olunca haklı suçlu olurmuş
Velvele çok, icraat yok !
Bugünkü mevzumuz, hayatta "bir şey" olamamanın sancısı ile arz-ı endam edenlerin velvelesi... Bunlar her devirde insanın içini şişiren, enerjisini sömüren öylesi bir güruh... "Lafa gelince mangalda kül bırakmayan, işe gelince ortalıkta gözükmeyenler" kulübü. Hayatı sadece bir "tribün seyircisi" gibi yaşayıp, sahadakilere sürekli taktik vermeye, kusur bulmaya bayılırlar. Değişime, gelişime zerre katkıları olmadığı gibi, yapıcı tek bir fikir ürettikleri de görülmemiştir. "Velvele çok, icraat yok !" Bu profilin değişmeyen özelliği: Geçmişi (cemaziyülevveli)...Vitrin süsü olmak, parlatılmış boş bir imaj, hep "mış gibi" yapmak. Bugünü...Sürekli bir mağduriyet dili, her şeyden ve herkesten şikayet etme konforu, kronik memnuniyetsizlik. Geleceğe katkısı ise...Koca bir sıfır. Çünkü üretmek emek ister, risk almayı gerektirir; şikayet etmek ise bedavadır. "Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsız olmaz." derler. Bunlar kendi ışıklarını yakamadıkları için, sürekli karanlıktan şikayet edip dururlar. Dünden bugüne bir arpa boyu yol alamamalarının sebebi de tam olarak bu: "Aynaya bakmak yerine hep başkalarını parmakla göstermek". Ne yazık ki çeneye verilen kuvvet, beyne ve ele verilmediği sürece bu vızıltı hiç bitmez. Mevzuya manzum uslüp ile devam edelim... ★ BOŞ KUBBENİN YANKILARI Anlayamıyorum ! Mazisinde de sadece vitrinde olma çabasından öte bir şey yapmamışları... Güne dair de; varsa yoksa sızlanma, şikâyetlenme, memnuniyetsizlik... Ya Hu, dünden bugüne hiç mi arpa boyu yol almaz insan... Yumurta vermez tavukların gıdak-gıdak velvelesi, Bal yapmaz arıların vızı-vızıl vızıltısı ! Eli iş tutmaz, dişe dokunur iş yapmaz, fikir üretmez, çeneye kuvvet... Bir ömür şikayet ettiğin mevzularda ne yaptın diye sorsan, cevap kallavi... Cemaziyyül-evvelini de
Deniz oldum
Deniz oldum, kül oldum, Ben harim yol aldım. Anlatamadım kendimi, Kendi kendimde bir dil oldum. Ateş varımı çaldı, Hırsız oldum, arsız oldum. İnsanım; insan diyemedim, Yerde bir vatsız oldum, oy. Çiçeklerin içinde gülemedim, Gül içinde, günaydın ateş içinde. Kahan oldum, gamsız oldum, Kahan oldum, gamsız oldum, Kahan oldum, gamsız oldum. Çürüdüm, toprak aldı, Canım can ahanda kaldı. Anlatamam, içimde kaldı; Azsız oldum, varsız oldum. Uçtum kanadım, Dağlar beni ağlıyor bu bağlar. Nice içler, nice eller ağlar; Yüreğinde damsız oldum. Sürme beni sürmelim, Sevemedim ben seni. Sahrı buruk koramadım; Vatsız oldum, matsız oldum,
Şiir
Ah benim arsız umudum, Hep delisin, Hep mavi...