Puan vermedi·132 syf.··
2026 245. kitabı
Mihail Bulgakov, Sovyetler Birliği’nin erken dönemindeki toplumsal mühendislik çabalarını ve yeni insan yaratma ütopyasını, tıp dünyasının sınırlarını zorlayan sarsıcı ve kara mizah dolu bir alegoriyle eleştiriyor. Dünya çapında dahi bir cerrah olan Profesör Filip Filipoviç Preobrajenski ile asistanı Doktor Bormental’in, sokaktan buldukları "Şarik" adlı sevimli ve uysal bir köpeğe, ölen bir holiganın hipofiz bezini ve erbezlerini nakletmesiyle başlayan bilimsel bir deneyi konu alıyor. Ancak bu sıra dışı deney, tıp tarihine geçecek bir başarı olmak yerine, adım adım tam bir toplumsal felakete dönüşüyor. Şarik, evrimleşip insana (Şarikov’a) dönüştükçe, içinden çıktığı proleter sistemin en kaba, en arsız ve manipülatif yanlarını kuşanıyor; evdeki düzeni, bürokrasiyi arkasına alarak cehenneme çeviriyor. Bulgakov, bir köpeğin insanlaşma sürecindeki o trajikomik grotesk hikaye üzerinden, doğaya ve insan yapısına dışarıdan yapılan zorlama müdahalelerin ne denli tehlikeli olabileceğini fısıldıyor. *Köpek Kalbi*; dönemin Sovyet rejimine, bürokratik yozlaşmaya ve "ideal toplum" yaratma hırsına fırlatılmış en keskin, en zeki edebi oklardan biridir. İnsanlığın, medeniyetin ve içimizdeki o evcilleşmeyen vahşi yanların sınırlarını sorgulayan, her döneme hitap eden dâhiyane bir siyasi hiciv başyapıtı.
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma
“Dokunmadan” Üzerine
10/10
·352 syf.··
2026 7. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:26
Dokunmadan: Hayatın Kıyısında Bir Vicdan Yolculuğu (Spoiler İçerir!) Bazı kitaplar olay örgüsüyle, bazıları karakterleriyle, bazılarıysa diliyle hafızamızda yer eder. Yazarla tanışma kitabım olan “Dokunmadan” benim için üçüncü gruba giriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey ne Adalet’in yolculuğu ne de romanın sürprizleri oldu; zihnimde en çok yer eden şey, yazarın kelimelerle kurduğu dünyaydı. Kahramanımız Adalet, henüz yirmi dokuz yaşında olmasına rağmen ölüm döşeğinde karşımıza çıkıyor. Hastane odasında ölümü beklerken hayatını sorguluyor ve kendine çok temel bir soru soruyor: “İlk gerçek günahım neydi?” Bu soru onu çocukluğuna, vicdanının en karanlık köşelerine ve yıllardır taşıdığı suçluluk duygusuna götürüyor. Adalet’in en belirgin özelliği, hayatı boyunca yakasını bırakmayan suçluluk hissi. Yaptıkları için, yapmadıkları için, düşündükleri için hatta bazen yalnızca var olduğu için suçluluk duyuyor. Bu nedenle roman sadece bir geçmişe dönüş hikâyesi değil; aynı zamanda vicdanın insan hayatını nasıl şekillendirebildiğinin de hikâyesi. Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri hiç şüphesiz ölümle yüzleştiği ilk sayfalar. Adalet şöyle diyor: “Ölecektim. Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bugün yarın. Belki yeni bir mevsim göremeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden… Her an kapımı çalmasından çekindiğim arsız bir misafiri bekler gibi hazır olacaktım ölüm hazretlerinin teşrifine. İçimden bir ses, ‘Buraya kadarmış Adalet,’ diye fısılyordu. Ürperiyordum.” (syf: 8) Bu satırlarda beni etkileyen şey ölüm korkusundan çok, insanın yaşayamayacaklarını düşünmesi oldu. Yeni bir mevsim görememek… Bir daha erik yiyememek… Kıymetini çoğu zaman fark etmediğimiz sıradan güzelliklerin ölüm karşısında
Roman
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin’in 1983’te yayımlanan ilk romanıdır ve Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Büyülü gerçekçilik akımının Türkiye’deki en yetkin örneklerinden biri olan kitap, köyden kente göç eden bir ailenin (Aktaş ailesi) hikâyesini, özellikle en küçük kızları Dirmit’in gözünden anlatır. Roman, Kayseri’nin Alacüvek köyünde başlar. Huvat Aktaş, köyün “farklı” ve nüfuzlu bir karakteridir; sık sık şehre gider, icatlar, aletler getirir. Köylüler bunları hem merakla karşılar hem de uğursuzluk kaynağı olarak görür. Aile, ekonomik nedenlerle İstanbul’a (kenar mahalleye) göç eder. Kitap, bu göç sürecini, yoksulluğu, kentte tutunma çabasını, aile içi dinamikleri, geleneksel inanışları ve modernleşme sancılarını ele alır. Dirmit, romanın merkezindeki direngen, asi ve yaratıcı kadın figürüdür. Ailenin diğer üyeleri (anne Aba, baba Huvat, kardeşler) de güçlü portrelerdir. Hikâye kronolojik ilerlerken, masallar, rüyalar, cin-peri inanışları, konuşan nesneler ve halk kültürü unsurlarıyla iç içe geçer. Edebi Özellikler ve Üslup Büyülü Gerçekçilik: Latife Tekin, Anadolu halk kültürünü (masallar, türküler, hurafeler, ölümle iç içe yaşam) modern romana ustalıkla uyarlar. Cinler, periler, Azrail, rüyalarda konuşan ölüler, büyülü nesneler gerçek hayatın ayrılmaz parçasıdır. Bu unsurlar fantastik olmaktan ziyade, karakterlerin dünyasını ve cehalet-yoksulluk döngüsünü doğal bir şekilde yansıtır. Dil ve Anlatım: Kısa cümlelerden oluşan uzun paragraflar, şiirsel, akıcı ve halk ağzına yakın bir üslup hâkimdir. Hem komik hem dokunaklıdır; “güler misin ağlar mısın” dedirten bir tondadır. Abartısız, samimi ve güçlü bir gözlem gücü vardır. Yapı: Tek bir kahramana odaklanmaz ama Dirmit öne çıkar. Bildungsroman (olgunlaşma romanı) özellikleri
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Sevgili Arsız Ölüm
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Bu zamana kadar nasıl listeme almamışım.Kitabı Tilbe Sarandan dinledim.Yüzyıllık yanlızlığı hatırlattı bana .Öyle olunca tarihlerine bakmak istedim.Yüzyıllık yalnızlık 1965-66 arasında yazılmış sevgili arsız ölümse 1983...Yinede bu çağrıştırmalar kitabı beğenmeme engel olmadı.Sadece şöyle bir tereddütüm var; Yüzyıllık yalnızlığı okurken konu örgüsü beni zorlamıştı Sevgili arsız ölümü dinlemeyip okusaydım beni zorlarmıydı?sorusu kafamda hep olacak.
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Gerçek Lestat Sahneye Çıktı! Rock Yıldızı Vampiri Anlamak
Puan vermedi·680 syf.··
2026 141. kitabı
Mild spoiler içerir Adamımın vizyonu, tutkuları, aşka ve hayata olan açlığı koca bir şaka!! O barok, aşırı, teatral, “ben varım ve bunu herkes bilecek” enerjisi inanılmaz keyifli. Adam karanlıkta pineklemek yerine gidip rock yıldızı oluyor, kuralları falan asla takmıyor. O HER ÇAĞDA KENDİ DEVRİMİNİ YAPMAK ZORUNDA ! MİZACI BU! DURDURULAMAZ ! Bu arada Lestat red flag mi yoksa black flag mi hımm,Lestat kendi bayrağını kendi tasarlamış, üstüne de 'ister sev ister öldür' yazmış. bence. Zaten adamın sevme huyu da bambaşka bir seviye. Lestat öyle uslu uslu sevecek biri değil; sömürürcesine, karşısındakinin tüm güzelliğini içine çekercesine, yok etmek ister gibi seviyor. Tam bir haz, estetik ve tutku adamı. Dünyayı o ikonik "Savage Garden" (Yabanıl Bahçe) felsefesiyle görüyor; yani hayat aslında kurallardan, ahlaktan yoksun, tamamen vahşi ve estetik bir bahçe. Ve o bahçede hayatta kalmanın tek yolu da güzelliği sömürmek. Ama tüm bu devasa gücün arkasında aslında yalnızlığa asla tahammül edemeyen, tek kalmaktan ölesiye korkan biri var. Cinsiyet, zaman, kural tanımadan, birilerini yanında tutmak için gerekirse her şeyi riske atabiliyor. Dışarıdan tam bir arsız ama içi aslında yalnız kalamayan, sadece anlaşılmak ve sevilmek isteyen o adam bizim Lestat. Kitap aynı zamanda 80’ler pop kültürüne, queer özgürleşmeye ve “ölümsüz olup da hala genç ölmek” arzusuna muhteşem bir aşk mektubu. Ben bu kitabı çok eskiden okumuştum aslında. Şimdi dizinin 3. sezonu geldiği için bir reread ihtiyacım vardı ve onun o deli enerjisini o kafasının içini ne kadar çok özlediğimi fark ettim. İlk kitapta Louis’nin o melankolik dünyasından Lestat’ı hep biraz zalim ve bencil dinlemiştik ama hikayenin asıl yüzünü öğrenmek için elbette ki vampirin şarkısı..
Duygu ve Düşünce
Vampir LestatAnne Rice · Turkuvaz Kitap · 2009111 okunma
Ah Q’nun Gerçek Hikayesi
5/10
·104 syf.··
2026 25. kitabı
Kaba,düşüncesiz,menfaatçi,güçlüden korkan,zayıfı ezmeye çalışan biri olan Ah Q’nun yaşamını anlatan bu hikayede tabiri caizse arsız olan Ah Q günlük işçilik yaparak geçimini sağlıyor. Çevresi tarafından sevilmeyen Ah Q bir akşam çalıştığı evdeki kadına sarkıntılık yaptığından dolayı herkes tarafından dışlanıp dövülür.Bu olay sonunda şehre giden Ah Q soylu biri tarafından işe alınıp çalışır.Maddi durumu düzelen Ah Q köye döner ve herkesten saygı görür.Maddiyatın sayesinde saygı gören Ah Q kendini önemli biri olarak görür.Ta ki Devrim olana kadar.Devrimcilerin zengin bir evi soyması akşamında orada olayla ilgilisi olmamasına rağmen yakalanıp mahkemeye çıkartılan Ah Q idam edilir. Kişinin statüsünün kişiliğinden daha çok önem gösterdiğini anlatan bu kitap Çin’in en ünlü hikayelerinden biridir.
Ah Q'nun Gerçek Hikâyesi – Bir Delinin GünlüğüLu Hsun (Lu Xun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025191 okunma