İnsanoğlu güzel şeye düşmandı. Nasıl bilmeden kendi saadetini, başkasının saadetini yıkmak isterdi? İnsanoğlu huzurun, iyiliğin düşmanıydı, kendi kendisinin düşmanıydı.
Selim Nüzhet Gerçek’in kaleme aldığı Gazanfer Paşa’nın Bir İkincisi, II. Abdülhamid döneminin gizemli atmosferinde geçen ve insan doğasını mercek altına alan son derece sürükleyici bir klasik olarak karşımıza çıkıyor. Sarayın güçlü ve nüfuzlu başhafiyesi Gazanfer Paşa’nın, kendisine ikiz kadar benzeyen Ahmet Şevki Efendi ile yollarının kesişmesiyle başlayan hikaye, tehlikeli bir dublörlük anlaşmasının kapısını aralıyor. Kimlik değişimi ve taklit üzerine kurulu bu özgün olay örgüsü, okuyucuyu ilk sayfalardan itibaren büyük bir merak dalgasının içine sürüklüyor.
Başlangıçta kusursuz işleyen bu tehlikeli oyun, zamanla Ahmet Şevki'nin kontrolsüz hırsları ve beklenmedik bir şekilde hayatını kaybetmesiyle Gazanfer Paşa için tam bir kabusa dönüşüyor. Yazar, bu kurgu üzerinden sadece bir saray entrikası anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bir insanın yerine geçmenin, onun ruhunu ve kişiliğini kopyalamanın getirdiği psikolojik çıkmazları da başarıyla sorguluyor. Karakterlerin iç dünyalarındaki ihtiraslar, bocalama anları ve yanlış kimliklerin yarattığı kaos, eserin temposunu son ana kadar zirvede tutuyor.
Araba Sevdası, yanlış Batılılaşmayı eleştiren yönüyle Türk edebiyatının en dikkat çekici romanları arasında yer alıyor. Recaizade Mahmut Ekrem, Bihruz Bey karakteri üzerinden dış görünüşe, gösterişe ve taklide dayalı bir yaşam anlayışını başarılı bir şekilde eleştiriyor. Roman boyunca Bihruz Bey’in düştüğü durumlar hem güldürüyor hem de düşündürüyor.
Eserde en çok dikkat çeken unsur, kahramanın hayal dünyası ile gerçek hayat arasındaki büyük uçurumu gözler önüne seriyor. Bihruz Bey, Periveş Hanım’a duyduğu aşkı gerçek bir tanışıklığa değil, kendi kurduğu hayallere dayandırıyor. Bu nedenle yaşadığı her olay giderek daha trajikomik bir hâl alıyor ve okuyucuyu karakterin iç dünyasını sorgulamaya yöneltiyor.
Yazarın İstanbul’u ve dönemin sosyal hayatını anlatışı büyük bir canlılık taşıyor. Çamlıca Bahçesi, gezinti yerleri ve dönemin alafranga çevreleri ayrıntılı tasvirlerle canlanıyor. Bu yönüyle roman yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmıyor, aynı zamanda Tanzimat dönemindeki toplumsal değişimi ve insanların Batılılaşmayı nasıl yanlış yorumladığını da gösteriyor.
Araba Sevdası, aradan geçen yıllara rağmen güncelliğini koruyan bir eser olarak öne çıkıyor. İnsanların dış görünüşe aldanmasını, başkalarının hayatlarını olduğundan farklı görmesini ve gösteriş uğruna kendilerini kaybetmesini etkileyici bir dille anlatıyor. Mizah ile eleştiriyi başarılı biçimde birleştiren roman, son sayfasına kadar ilgiyi canlı tutmayı başarıyor.
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Can Yayınları · 202030,9bin okunma