Arslan Can

Arslan Can
@arslan_cn
8/10
·222 syf.··
2026 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:59
Mine Söğüt, Kırmızı Zaman romanında yalnızca gizemli bir atmosfer kurmuyor, aynı zamanda karakterlerin acılarla dolu hayatlarını da etkileyici biçimde anlatıyor. Romanın merkezinde Haliç kıyılarında
Kırmızı ZamanMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20192,368 okunma
Reklam
10/10
·245 syf.··
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 15:30
Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri, İhsan Oktay Anar’ın çerçeve anlatı tekniğiyle kurguladığı bir eserdir. Ana çerçevede racon kesen kabadayı Apturrahman ile Ölüm’ün oyunu başlar, kabadayı kaybeder. Ölüm
Efrâsiyâb'ın Hikâyeleriİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınevi · 20246,9bin okunma
8/10
·80 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 11:34
Byung-Chul Han, günümüz toplumunun her köşesine sızan genel bir acı korkusunu, yani algofobiyi derinlemesine inceliyor. Yazar, modern insanın acı toleransının hızla düştüğünü ve her türlü rahatsız edici durumun sürekli bir anestezi altına alındığını anlatıyor. Sanattan siyasete kadar her alanın "beğendim" kültürüyle düzleştirildiğini ve acı verebilecek her türlü keskin kenarın veya çelişkinin sistem dışına itildiğini savunuyor. Neoliberal düzenin, bireyleri mutluluk ve kendini sürekli optimize etme zorlamasıyla birer performans öznesine dönüştürdüğünü belirtiyor. Bu sistem içerisinde özgürlüğün aslında gönüllü bir sömürüye dönüştüğünü ve toplumsal çatışmaların yerini kişisel psikolojik iyileşme çabalarının aldığını vurguluyor. Pandemi süreciyle birlikte hayatın sadece biyolojik bir hayatta kalma çabasına indirgendiğini ve sağlığın en yüce değer haline gelerek diğer tüm insani anlamları gölgelediğini açıklıyor. Yazar, acının yokluğunda hayatın anlatısal gücünü ve hakikatini yitirdiğini, sadece ölçülebilir verilerden oluşan çıplak bir varoluşa dönüştüğünü hatırlatıyor. Hegel ve Nietzsche gibi düşünürlerin fikirlerine dayanarak, ruhun gelişiminin ve derin bilginin ancak acının sunduğu olumsuzluk ve diyalektik süreçle mümkün olduğunu savunuyor. Sonuç olarak, her türlü acıyı dışlayan bir toplumun sadece "ölememişler" topluluğu yarattığını ve insani derinliğin bu konfor alanında nasıl yok edildiğini gösteriyor.
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,325 okunma
8/10
·48 syf.··
2026 38. kitabı
Ágota Kristóf, *Okumaz Yazmaz* adlı eserinde sürgünlüğün, aidiyetsizliğin ve yabancı bir dilde var olma çabasının sarsıcı hikâyesini paylaşıyor. 1956 yılında Macaristan'dan kaçışıyla başlayan mültecilik sürecini ve İsviçre’deki bir saat fabrikasında geçen zorlu yıllarını sade bir dille aktarıyor. Yazar, anadilinden kopuşunu ve yeni bir dili "düşman" olarak görmesine rağmen onu fethetme mücadelesini her satırda hissettiriyor. Kitap, bir insanın kimliğini ve geçmişini geride bırakarak tanımadığı bir dünyada yeniden okuma yazma öğrenme sancısını gözler önüne seriyor. Okur, Kristóf’un çocukluk anıları ile göçmenlik gerçeği arasındaki o keskin ve hüzünlü uçurumu derinlemesine yaşıyor. Eser, kelimelerin gücünü ve yazarın "okumaz yazmaz" bir yabancıdan dünya çapında bir edebiyatçıya dönüşme serüvenini özetliyor. Kristóf, süssüz ve doğrudan anlatımıyla savaşın, yoksulluğun ve yalnızlığın insan ruhunda bıraktığı izleri büyük bir ustalıkla betimliyor. Bir yandan Stalin’in ölümüyle sarsılan siyasi atmosferi, diğer yandan ise kendi iç dünyasındaki sessiz direnişi yansıtıyor. Okumaz Yazmaz bir halkın parçası olma duygusunun kaybını ve edebiyatın bu büyük boşluğu nasıl doldurduğunu çarpıcı bir biçimde simgeliyor. Bu kısa ama yoğun metin, okurun zihninde kalıcı bir yer ediniyor.
Okumaz YazmazAgota Kristof · Can Yayınları · 20233,687 okunma
9/10
·72 syf.··
2026 37. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 00:32
Agota Kristof, "Dün" isimli romanında sürgün bir hayatın ağırlığını bizlere derinden hissettiriyor. Başkahraman Tobias Horvath, çocukluğunda yaşadığı travmatik bir olayın ardından kimliğini
DünAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20193,107 okunma
Reklam