Dil, bir toplum için kimlik, kültür ve tarihin taşındığı en kritik köprüydü. Dil ve o dilin aleti konumundaki alfabe değiştiği zaman kimlik, kültür ve tarihe dair bağlamlar ortadan kalkıyor, köksüz ve derinliksiz, dünle yarın arasında kaybolup gitmiş bir toplum meydana geliyordu.
"Oysa dünya ne güzel!"...
"Güzel hissederek, yaşamak güzel!"...
Onu, yaprakların solup gitmesi hüzünlendirdi, şu kısalık var ya, bir tadımlık hayat, acısı ve tatlısı ile, elden uçup gitmesi!... İstediği sadece devamlılıktı, solmayan, bitmeyen, sonu olmayan! Sonları sevmiyordu."