Ulus fikri erkekleri eşit vatandaşlar haline getirerek -en azından hukuk süjesi olarak- kendi aralarında eşitlemeye uygun bir gelişim gösterdi. Ama bu durum kadınlar için aynı biçimde gerçekleşmedi.
Kültürler arası farklar kadınların bedenleri ve cinsellikleri ile ilişkili konuşulur hale geldi. Kadınların giyimi ve cinsel davranışları uygarlığın göstereni oldu. Doğulu kadınlar ezik ve sömürülen kadınlardı. Örneğin Arap kadınlar uygarlık için soyunmalı, Afrikalı kadın ise uygarlık için giydirilmeliydi. (...) Yerli kadın iffetli ve masum, Batılı kültürü benimseyen kadınlar ahlaken düşük hatta fahişe gibi nitelendirildiler.
Kadın hakları savunucularının en önemli meselesi de kadınları tamamen dışlayan ve eve, dine ve anneliğe indirgeyen milliyetçi, faşist, savaşçı ve sömürgeci hareketlere karşı koyabilmek oldu. Özellikle faşizm ve feminizm tam bir karşıtlık içinde oldu.
Sayfa 41 - Kuzey Atlantik coğrafyasında milliyetçilik ile feminizmin karşıtlığı