Evin erkeği sisteme başkaldırmak yerine, işinden getirdiği bıkkınlık, yılgınlık ve düş kırıklıklarını karısına aktararak rahatlarken; kadınlar geleneksel olarak oluşturulmuş rolleri gereği onlara katlanıp güçsüzlük ve çaresizliklerini sergileyerek oynar. Böylece her emekçi evlenip, onların işlerinden aldıkları doyumsuzluğu sünger gibi emecek bir kadın bularak hem sistem, hem emekçi hem de patronlar açısından yararlı bir işlem tamamlanmış olur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kadın evde boğucu ve sıkıcı işlerle kendini zincirlerken, evdeki yeniden üretim faaliyetlerinin tümü babanın emeğiyle ödenir. Kazanan, sistemi sürdürmek isteyen üretimin sahipleridir.
Kapitalistleşmenin ileri aşamalarında ev, muhafazakar dünyalara sokulurken kadınlar eve, çocuklar annelik ideolojisine kapatıldılar. Kadını evin ve çocukların bakımına kapatan süreçler, babaların, aile içi ve toplumsal cinsel hiyerarşinin yeniden üretilmesinin sonucu olarak, egemen otoritelerin ileri "çağdaş" temsilcileri olmalarını kolaylaştırdı.
Yüzyıldan fazla bir süre modern Türkiye'nin dönüşümünü izlemiş olan birisine, bu değişim sürecinin, geciktirilebilir veya hatta duraksatılabilirse de, artık geri döndürülemeyeceği kesin görünür.
Seçim için önemli olan, gözlemcilerce, seçmen davranışını araştıran bilim insanları ve diğerlerince, bitmez tükenmez bir tartışma konusu yapılan değişik biçimleri değildir öncelikle. Önemli olan onun sonuçlarıdır. Can alıcı sınama neticedir: Seçmenler, basit seçim süreciyle, hükümeti yerinden edip yerine yenisini getirebiliyorlar mı?