Bu tarz şeyler yazmayı, kendimi açmayı pek sevmem. Ama bazı kitaplar benim için gerçekten çok özel ve bu da onlardan biri. Öyle kitaplar vardır ki sadece bir hikâye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda size eşlik eder, sizin değişmenize, hatta kendinizi bulmanıza yardımcı olur. İşte bu seri, tam da böyleydi benim için.
Tam 3 yıl, 21 gün önce bu seriye başlamışım. O günlerde hayat belirsizliklerle doluydu. Pandemi, üniversite sınavının stresi, gelecek kaygısı… Kendimi diyarda bir yer edinmeye çalışan Nova gibi hissediyordum. O sayfalar arasında kaybolduğumda, yalnız olmadığımı fark ediyordum. Nova’nın kendini dışlanmış hissettiği anlarda, onun çaresizliğiyle benim içimde taşıdığım duygular birbirine karışıyordu. Kendini kanıtlamaya çalışırken hissettiği yorgunluk, benim de ruhuma işlemiş gibiydi. Onunla birlikte güçsüz hissettim, onunla birlikte mücadele ettim, onunla birlikte büyüdüm. Ve en çok da onunla beraber güldüm.
Şimdi, tam üç yıl sonra, üniversite 3. sınıf öğrencisiyim. Hayatımda yeni hedeflerim, yeni hayallerim var. Ama bu serinin son kitabını kapattığımda, içimde tuhaf bir hüzün oluştu. Sanki geçmişteki benle de vedalaşıyor gibiydim. Çünkü Nova da bende başarmak istediğimiz şeyleri başarmış ve gelmek istediğimiz yerlere kadar ilerlemiştik.
Bu beni büyüten, değiştiren, o yıllarda ve sonrasında yoluma ışık tutan, destek olan kitaplardan biri oldu. Bana bir karakterin ne kadar derin, ne kadar insani olabileceğini gösterdi. Bana en büyük zaferlerin önce içimizde kazanıldığını öğretti. Belki de bu yüzden bu vedalaşma bu kadar zor. Çünkü sadece bir seriye değil, bir arkadaşa da veda ediyorum.
Ama biliyorum ki iyi hikâyeler aslında hiç bitmez. Onlar, biz değiştikçe, içimizde yaşamaya devam eder. Ve bu kitaplar benimle her zaman olacak—tıpkı içimde hâlâ bir yerlerde