Neden her günün tadını çıkarmayı, biten bir yaşam öğretiyor? Neden elimizde dünyadaki tüm zaman varken hayallerimizi yaşamak için zamanımızın bitmesini bekliyoruz? Neden en sevdiğimiz insana onları son kez görecekmişiz gibi bakmıyoruz? Eğer bunu yapsaydık, hayat daha canlı olurdu. O zaman hayat gerçekten ve bütünüyle yaşanmış olurdu.
.... ama bir kere güvenmeniz gereken insan tarafından hayal kırıklığına uğratıldıysanız, kimseye sizin üzerinizde kullanabileceği bir kozu vermeye niyetli olmuyordunuz.
୧₊‿︵‧˚₊⊹ Kitap Özeti ⊹₊˚‧︵‿₊୨
Hikaye, adli tabip Maura Isles’ın katıldığı şık bir davette tanıştığı etkileyici bir adamla flört etmesiyle başlar. Gece şampanya ve keyifli bir sohbetle ilerlerken, Maura ertesi sabah uyandığında o geceye dair hiçbir şey hatırlamaz. Hafızasındaki bu büyük boşluk, bir cinayet haberiyle kabusa dönüşür: Öldürülen bir adamın cebinde Maura’nın ev adresi yazılı bir kartvizit bulunmuştur. Maura, hem kurbanla son görülen kişi olması hem de kartviziti yüzünden bir anda ana şüpheli konumuna düşer. Şimdi hem kendini aklamak hem de hafızasındaki o boşluğu doldurarak katilin kim olduğunu bulmak zorundadır.
୧₊‿︵‧˚₊⊹ Kişsel Değerlendirme ⊹₊˚‧︵‿₊୨
Kitabı, daha önce okuduğum diğer polisiye eserlerle kıyasladığımda oldukça basit buldum. Hikayenin girişi, türün en bilindik klişeleriyle başladığı için kurgu daha en baştan kendini belli ediyor. Elbette 90 sayfalık kısa bir öykü olması sebebiyle olayların hızlı gelişmesi gerekiyor; ancak bu durumun kurguyu bu kadar basite indirgemesi okuma zevkini biraz bozuyor. Bir saatten az bir sürede biten bu anlatım, gizem unsurunu derinleştirmek yerine her şeyi yüzeysel bıraktığı için beklediğim polisiye tadını tam olarak veremedi. Sonuç olarak, yazarın diğer kitaplarına nazaran zayıf kalan ve her adımı kolayca tahmin edilebilen, derinliği olmayan bir çalışma olmuş. Reading slump durumlarında kısa kitap okumak isteyenler için veya merak edenler için önerilebilir.
İsimsiz CesetTess Gerritsen · Doğan Kitap · 2019979 okunma