Arzu Şeker

Arzu Şeker
@arzuskr
Masumiyet Müzesi Kemal ve Füsun, sevgilerini cesurca gösterebilecek kadar güçlüydüler. Sevgilerine sahip çıkmışlardı, çok sevmişlerdi; ama sevgilerinin dili farklıydı. Bu yüzden birbirlerini hiçbir zaman tam anlamıyla anlayamadılar. Her biri kendi dilinde konuştu; birbirine değil, sanki kendi içine seslendi. Ve böylece, aynı duyguyu paylaşsalar da, anlaşılmadan yan yana kaldılar. Biri anlaşılmak isterken, diğeri anladığını sandı; ve ikisi de bu yanılsamanın içinde yitip gittiler.
Reklam
Masumiyet Müzesi Bazen anılarımız bizi yanıltır. Onlara hayallerimizi, tatlı düşlerimizi, yaşamak istediklerimizi ekleriz. Sonra bütünleştirir, öyle görmeye başlarız o kişileri, o eşyaları. Böyle bir yanılsama mı yaşadın? Evet… belki de bunu yaşadın sen. Büyüdü… Füsun büyüdü, eşyalar büyüdü, anların bile büyüdü. Hayallerinle birlikte içinden çıkılmaz bir hâle geldi. Bu yaşadığın en mutlu anları, sonsuz bir mutlulukla bitirmek ne kadar tanıdık bir istek olurdu, öyle değil mi? Ama hayır. Her zirveye tırmandığımız gibi, her zirvenin bir inişi de vardı. En mutlu anın en büyük yıkımını da görecektin. En sevdiğin kişinin artık sadece gerçeğiyle değil, hayalleriyle yaşayacak olmanın acısıyla karşı karşıyaydın. Füsun artık yoktu. Onunla ilgili bir gelecek değil, sadece geçmişten kalan anılar vardı artık. Onu yalnızca hatırlayabilirdin.
Duygu ve Düşünce
Şafak Bazen bilinç insan için ağır bir yüktür. Çünkü insan kendi yargıcı olur, kendi cezasını kendisi verir. Ve bu da ömür boyu süren bir müebbet gibidir. Farkındalığın en ağır tarafı da budur.
Duygu ve Düşünce
Şafak Sorgu süreci her karakteri teker teker hatırlatıyor Oya’ya. Demirler ardında binlerce çaresiz umutsuz insan. Ve yine binlerce savrulmuş hayatlar. Yavaşça kapıları aralıyor Oya. Bir tanıdık ses önemsiz bir eşya, hatırlatıyor ona eski anıları. Çiğdem, Sema, Menekşe, Güllü, Firdevs ve daha niceleri karmaşık, acı dolu hikayeler. Gözyaşları aynı olan farklı acılar. Sanır ki insan bazı şeyleri değiştirebileyim, iyileştirebileyim ama ne fayda o acıyı paylaşmadıktan sonra her söz boşluğa düşmüş bir taş gibi dokunmadan geçip gidiyor..
Duygu ve Düşünce
Kaplumbağalar Kaplumbağa sabırlıdır, yavaştır, ağır ilerler. Köylü de öyleydi. Yavaş yavaş, sabırla, yılmadan yürüdüler umutlarına doğru. Beş yıl boyunca beklediler. Her bağın her kökünde onların sabrı vardı. Ama hayat onları başladığı yere tekrar getirdi..
Duygu ve Düşünce
Reklam