Çünkü mektupsuzluk, yalnızlığın adıdır. Çağdaş insan, onca kalabalık içinde yalnızlığı yaşıyorsa bu durum, mektubun hayatımızdan çıkıp gitmesiyle de ilgilidir. İşte mektup, tam da bu anlamda önemini bir kere daha hatırlatıyor. Umulur ki , dünyamıza yeniden girer.
“Neyse umarım zihnini bulandırmadım. “Bizim Dünyamız” çok kapsamlı. Basit bir mesajın bölümü değil. O sayfaları çok şuurlu olarak ve uzun bir zaman dilimi içersinde okuyucuda anlamlı birikimler İslamı bilmenin gayrı şuurî olarak ve en köklü şekilde kemikleşmesi için yayınlıyor ve plan alıyoruz Bir şey çiz isterim.”
Fakat insanlara tavsiyem şudur ki, nasıl “zenginin parası, parasızın çenesini yorarsa”, başkalarının mutlu görünümü, insanı kendi mutlu olma imkanını, kabiliyetini görmekten alıkoymamalı. Filmler, resimler birer hayaldir. Başka insanların dış görünümleri de bizi aldatmasın. İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan “an”dır. Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir. Yoksa deniz kenarında fotoğrafçılar tarafından düzenlenmiş bir mutluluk tablosu sahtedir ve bazı saf kimselerin duygularını istismar etmekten başka bir şey ifade etmez.