Eskiden annesinin yanında yoksulluğun bir tadı vardı. Akşamları evde bir araya gelip gaz lambasının çevresinde sessizce yemek yerlerken, bu yoksullukta, bu sıkıntıda gizli bir mutluluk vardı.
Başka koşullarda, kendisini coşturacak şeyler konusunda, odasına dönünceye kadar susuyordu, çünkü onları yaşıyordu; odasına döndüğünde ise tüm gücünü ve dikkatini içinde yanan yaşam ateşini söndürmeye harcıyordu.
Elbette hasta bir adamı sonunda öldürür. René dişleri arasında bir ekmek parçası yemeyi bırakmış, gözlerini adama dikmişti. "Evet," dedi, "sonunda hastalığın gelişi birdenbiredir, ama gidişi için zaman gereklidir."
Ortadan kaldırdığım yarım bir adamdan başkası değil.
Bana bundan ötürü kızılmamasını dilerim, zaten sandıkta şimdiye dek hizmetimi görenlere borcumu ödemek için gerekenlerden fazlası bulunmakta. Artanın, idam mahkumlarının koşullarının iyileştirilmesine ayrılmasını istiyorum. Ama bunun, çok şey istemek olduğunun da bilincindeyim.