Ona baktıkça gene eskiye dönüyor, gene o kaba, bayağı işçi çocuk olup çıkıyordum sanki. Ah, ona baktıkça kendi içimde beliren yetersizlik duygusu, ona baktıkça güya onun benden uzaklaşması, erişilmez, yetişilmez olup çıkması!
Ama, Estella'yı bir masal prensesi olarak düşündüğüm şu romantik anlarda bile onun hakkında kendi kendimi asla aldatmıyordum. Evet, Estella benim ruhumu olduğu gibi eli altına almıştı, çocukluğumdan beri yaradılışıma biçimveren kuvvet oydu, bütün hülyalarım, ümitlerim ona bağlıydı ama, gene de onu olduğundan daha başka görüyor değildim. Şunu Özellikle belirtmek isterim. Estella' yı iyi, asil, merhametli sandığım için seviyor değildim Onu sevmek akıl harcı değildi. Onu sevmek delilikti , üzüntülüydü, bedbahtlıktı, onu sevmek ümitsizlikti, budalalıktı. Bütün bunları bilmek ona karşı duyduğum sevgiyi zerrece eksiltmiyordu. Kusursuz bir melek olduğuna inansam Estella'yı ancak bu kadar sevebilirdim.
Bir başkasının verdiği kalp parayı, kalp olduğunu bilmeden alıp aldanmayı insan anlayabilir. Ama, ben kendim kalp para basıp kendi kendime yutturmaya kalkışmış, kalp olduğunu bile bile bu parayı alıp kabul etmişim.