Okulda öğretilen sıkıcı tarih derslerindeki gibi anlatamamış gayet hikayemsi bir şekilde anlatılmış ve harika bir anlatımı var gayet Yalın, anlaşılır okuması kolay ve akıcı bir kitap bir gecede okuyup bitirdim kesinlikle herkeste bu kitabı tavsiye edebilirim konusuna gelecek olursak; Uruk kenti kralı olan Gılgamış, yarı tanrı yarı insan özelliklerine sahiptir. Çok güçlü, yakışıklı ama aynı zamanda halkına karşı oldukça sert ve baskıcı bir hükümdardır. Halkın şikayetleri üzerine tanrılar, Gılgamış’a rakip ve arkadaş olması için doğada hayvanlarla birlikte yaşayan, onun kadar güçlü Enkidu’yu yaratırlar.
Gılgamış ve Enkidu önce dövüşür, sonra birbirlerine saygı duyarak sarsılmaz bir dostluk kururlar. Bu dostluk Gılgamış’ı daha bilge ve insancıl birine dönüştürür.İki dost, ormandaki korkunç canavar Humbaba’yı yenmek ve tanrıça İştar’ın gönderdiği Gök Boğası’nı öldürmek gibi büyük kahramanlıklar sergilerler. Ancak bu başarılar tanrıları kızdırır ve ceza olarak Enkidu’nun hastalanıp ölmesine karar verilir.Enkidu’nun ölümüyle Gılgamış ilk kez ölümün soğuk yüzüyle tanışır ve büyük bir korkuya kapılır. Dostunun ardından yas tutarken, kendisinin de bir gün öleceğini fark eder ve ölümsüzlüğü bulmak için yollara düşer.
Zorlu yolculukların sonunda, büyük tufandan kurtulan ve ölümsüzlük bağışlanan tek insan olan Utnapiştim’i bulur. Utnapiştim ona ölümsüzlüğün insanlar için olmadığını anlatmaya çalışsa da Gılgamış’a bir şans verir (altı gün yedi gece uyumama sınavı). Gılgamış bu sınavda başarısız olur.Utnapiştim’in karısının yardımıyla Gılgamış, denizin dibindeki "gençlik otu"nu ele geçirir. Ancak dönüş yolunda bir su kenarında dinlenirken bir yılan otu çalar ve yer. Gılgamış, sonsuz hayatın fiziksel bir bedende değil, ardında bıraktığı eserlerde ve iyi bir isimde olduğunu anlayarak