Betül Beyazyüz

Kadın yeryüzü devletinin bir üyesi olarak oynadığı cinsel nesne rolüyle lanetlenirken, tanrı devletinde doğal görevi olan kocasına yardımcılık ve çocuklarına bakıcılık rolüyle de yüceltilir. Böylece, kadın yalnızca erkeğin mutlak karşıtı olmakla kalmamakta; kendi kendisine karşı da, Lanetli Havva ve Kutsal Meryem Ana olarak, onulmaz bir biçimde bölünmektedir.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cinsiyete dayalı iş bölümü ve cinsiyet rollerinin İslam düşüncesi içinde meşrulaştırılması ve mutlaklaştırılması, kadının hukuki statüsü açısından önemli sonuçlar doğurmakta ve cinsiyet rollerinin dayandığı duygusal/rasyonel olma ikilemi kadın ile erkek arasındaki eşitsizliklerin temelini oluşturmaktadır. Evlenme, boşanma, çocukların velayet hakkı vb. konularda kadına karar yetkisi verilmemesi, kadının duygusallığı ile haklılaştırılmaktadır. Bu doğal cinsiyet rolleri, ayrıca, kadının korunmasını da gerektirmekte ve kadının geçimini temin görevini kocaya yüklemektedir. Böylece kadına baba ya da koca ailesinin dışında kendi başına var olma hakkı tanınmadığı gibi, kadının ekonomik özgürlük peşinde koşması, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışması, önce aile kurumunun, oradan da toplum düzeninin bozulmasının esas nedeni sayılmaktadır.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Düşünce
Kadın cinselliğinin, yaşam biçiminin erkeğin/ailenin şerefi ile özdeşleştirildiği, kan bağına dayalı akrabalık sistemleri, kadının tecridi ve de denetlenmesinin bilinen örneklerinden birini sergilemektedir. Kadının ahlak ve iffet örtüsünün erkeğe, aileye, topluluğa bağlı olarak tanımlandığı bu değer sistemleri, kadının yaşamı ve cinselliğinin katı kurallarla denetlenmesi üzerine kurgulanmıştır. Kan bağına dayalı akrabalık dünyası ile dış dünya arasındaki çatışma ve düşmanlığın yansıması olan bu değerler, kadınla erkek arasında asimetrik bir ilişki öngörmektedir. Aile şerefi adına ahlaki değerleri belirlenen, başta cinselliği olmak üzere yaşamı denetlenen ve sınırlanan cins, erkek değil sadece kadındır.
Sayfa 115·Kitabı okudu
Düşünce
Kadının örtünmesi, aslında cinslerin tecridi ilkesinin bir uzantısıdır ve cinslerin tecridinin zorunluluğu inancı da, cinslerin özgürce bir arada bulunmasının tehlikeli olduğu varsayımından kaynaklanmaktadır. Ancak tecridin ve bunun bir uzantısı olan örtünmenin en çok kadın üzerinde odaklanması, tehlikenin en önemli odağının kadın olduğunu göstermektedir.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Düşünce
Okudukça delirten...
Tanrı'nın kadını neden yaratmış olduğunun anlaşılmaz (!) esrarı üzerinde kafa yoran Aziz Augustinus, kadının erkeğe yoldaş olsun diye yaratılmış olamayacağını, bir erkeğin bu rolü daha iyi üstlenebileceğini söyler. Kadın erkeğe yardımcı olarak da yaratılmış olamaz, çünkü gene bu görevi bir erkek daha iyi yerine getirebilir. Dolayısıyla Augustinus, "çocuk doğurmak dışında... kadının erkeğe nasıl bir yararı olabileceğini anlamadığı" sonucuna varır.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Düşünce