Asiye

Asiye
@asiyeee_
Maamafih samimiyet lazım azizim, samimi niyet.
Ben neden böyleyim?
8/10
·216 syf.··
2026 3. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 21:29
Danu Morrigan, "Narsist Annenin Kızı Olmak" kitabında aslında hepimizin hayat boyu cevabını aradığı o büyük sorunun peşine düşüyor: "Ben neden böyleyim?" Kitabı okurken altını çizdiğim satırlar, aslında bir insanın kendi benliğini bir başkasının onayına göre inşa etmesinin ne kadar ağır bir yük olduğunu hatırlatıyor. "Yanılıyor olmak yaptıklarımla ilgili bir şeydir; kişiliğimle değil." Bu cümle aslında bir nefes alanı açıyor. Eğer bir evde sadece "mükemmel" olduğunuzda sevildiyseniz, hata yapmak sizin için bir başarısızlık değil, bir kimlik krizine dönüşür. Morrigan burada bize şunu fısıldıyor: Denemekten, yanılmaktan korkma; çünkü yaptığın hatalar senin kim olduğunu belirlemez. Onlar sadece geçtiğin yollardır. Küçük bir çocuk için ebeveyni dünyadır. Eğer o dünya size sevgi vermiyorsa, "Dünyam hatalı" diyemiyoruz çünkü bu çok korkutucudur. Bunun yerine "Ben sevilmeye değer değilim" diyoruz. Yetişkinlikte kendimizi değersiz hissettiğimiz o anların aslında yıllar önce kendimizi korumak için vardığımız o yanlış ama hayatta tutan mantık sonuçları aslında. İşlevsiz ailelerde gerçekleri söylemek, o sahte huzuru bozmaktır. Bir narsist annenin düzeninde, gerçeği gören çocuk genellikle sorun çıkaran ilan ediliyor. Oysa o çocuk ailenin en dürüst aynasıdır. "Her sorun bir zamanlar bir çözümdü" Belki de kitabın en iyileştirici cümlesi bu. Bugün bizi zorlayan kaygılarımız, mükemmeliyetçiliğimiz ya da aşırı uyumluluğumuz aslında çocukken o fırtınalı evde hayatta kalmamızı sağlayan can simitlerimizdi. O zamanlar işe yarıyorlardı, bizi koruyorlardı. Ama artık fırtına dindi ve o ağır can simitleriyle karada yürümeye çalışıyoruz. Onları bırakma vaktimiz geldiğini fark etmek, özgürlüğün ilk adımı. Morrigan, bizi pencerenin camına çarpan o kuşa benzetiyor. Çarptığımız şeyin
1000k
Narsist Annenin Kızı OlmakDanu Morrigan · Okuyan Us Yayınları · 202344 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Denize Dönmek Kendine Dönmek Olabilir Mi?
9/10
·192 syf.··
2025 4. kitabı
Merhabalarrr Bugün Halikarnas Balıkçısı’nın belki de en çok bilinen, ama her okuyuşta yeniden keşfedilen romanı Aganta Burina Burinata’dan bahsetmek istiyorum. Bu kitap aslında sadece denizden bahsetmiyor; insanın iç dünyasına, özgürlük ve sorumluluk arasındaki gelgitlerine de dokunuyor. Çünkü hayat bazen tam da deniz gibidir: Bir yanda uçsuz bucaksız özgürlük, diğer yanda kıyıya bağlayan zincirler… Romanın kahramanı da bu iki kutbun arasında sıkışır. Kalbinin çağrısı denize, yani özgürlüğe; ama aklının sesi karaya, yani güvenliğe yönelir. Bu noktada kitap, hepimizin zaman zaman yaşadığı “özgür olmak mı, güvende olmak mı?” ikilemini hatırlatıyor. Psikolojide buna içsel çatışma deniyor; ama Balıkçı bunu öyle bir anlatıyor ki, teoriye hiç ihtiyaç kalmıyor. Bir satırda kendinizi bulmanız çok kolay mesela: “Deniz insanı çağırır; o çağrıya kulak tıkamak kolay değildir.” Belki de hepimizin içinde bir “deniz” var: Bizi olduğumuz yerden daha ileriye götürmek isteyen bir hayal, bir arzu, bir özgürlük isteği. Bu kitabı okurken ister istemez kendi “denizimizi” düşünmeye başlıyoruz. Halikarnas Balıkçısı’nın dili hem sade hem büyüleyici. Öyle ki kitabı kapattıktan sonra bile dalgaların sesi kulağınızda çınlıyor, tuz kokusu burnunuzda kalıyor. Aganta Burina Burinata, yalnızca bir roman değil; kendini arayan her ruhun yol arkadaşı. Belki de deniz, sadece deniz değildir… Belki de bize “kendi yolunu seç” diye fısıldayan içsel bir çağrıdır. O yüzden; okuyalım, okutalım, denizin sesine birlikte kulak verelim. Denizin bir metafor olduğunu da not düşeyimm :))
1000k
Aganta Burina BurinataHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20226,2bin okunma
Puan vermedi·331 syf.··
2024 2. kitabı
Beyaz bir körlüğün bir salgın hâline geldiği ülkede, görmeyen gözleri anlatıyor kitap. İnsanın, zor durumda kaldığında içinden belki de nasıl bir canavar çıkacağını anlatıyor yani insanın karanlık tarafını. Toplum yalnız gözlerini değil, değerlerini de kaybediyor. Biz insanın iyi kötü her yanını tüm çıplaklığı ile görüyoruz. "Herkesin bildiği gibi kötülük, daima en kolay yapılan şeydir." diyor Saramago kitapta. Gerçekten de öyle, biz insanlar bir isteyegörelim ki, kötülük bizim için kalkıp su içmek kadar olağan ve basit bir durum hâline geliyor belki de. Kötü yürekliliğin ve kötülüğün bir sınırı olmadığını anlatıyor belki de kitap. Kitapta iyilik meleği bir kadın, bir başkasından öylesine bir kötülük görüyor ki saplıyor makası boynuna. Ama kurban öldürülen değil bence, katil olan kadın. Saramago bunun için de şöyle söylüyor: "Kurbanın celladı üzerinde hiçbir hakkı olmaması adaletin de olmaması demektir." Biz hepimiz, gözleri etraftaki her şeyi gören ama kendimizi ve birbirimizi göremeyen körleriz. Kitaptaki gibi beyaz bir körlük ya da gerçek hayattaki karanlık körlük değil belki ama, insan insana kör şimdi de.
1000k
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Rüveyda dediğim zaman anla ki senin için yürüyor kelimeler
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2023 14:38
Rüveyda Nurullah Genç Bitti Sayfa bittiğinde, diğer sayfaya geçmek istemedim. Bitmesini istemediğim, isteyemeyeceğim kadar güzeldi Nurullah Genç'in mısraları. Son sayfaya gelene kadar öyle yavaş, öyle sakin okudum ki... Kayboldum çünkü kelimelerin arasında, ruhum can çekişti mısraların altında yatan anlamda. Kimi zaman tek bir mısra, öyle çok şey anlattı ki bana... Ben çok beğendim. Nurullah Hoca, gerçekten kalemi sağlam, gönlü yüce şairlerden... Muhakkak okuyun ;)
1000Kitap
RüveydaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20247bin okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
Selaam :) Sabahattin Ali'yi bilirsiniz. Döneminde haksız yere vatan haini ilan edilmiş, hapishane hapishane gezmiş ve en sonunda kaçacakken zalimce öldürülerek cesedinin bile bulunamadığı Sabahattin Ali. Ne zor değil mi, böylesi güzel mektuplar bıraktığınız ailenizin sizi ziyaret edecek bir mezarınızın bile bulunmaması? Edebiyat dünyası fazlaca acımasız, bazen toplum için çabalayan insanlar yutuluyor. Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, İsmail Demirci derken bu liste epey kabarık bir hâl alıyor. Döneminde vatan haini ilan edilen bu insanlar ise, şimdinin en sevilenleri belki de. Her neyse. Sabahattin Ali, daha eşi Aliye hanım ile evlenmeden önce mektuplaşmaya başlamışlar. Kendini güzel anlatmış Sabahattin Ali, şöyle demiş Aliye'ye: "Ben kendim iyi insan olmayı isterim, fakat kötü olanlara da hayretle bakmam. Hatta kızmam bile, ancak kötülükleri bana taalluk ederse kendimi müdafaa ederim." Henüz sevdiğini söylemediği Aliye'sine sevginin ne denli güzel olduğunu ise aynen şöyle anlatmış: "İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek." Zamanla seviyorlar birbirlerini, evleniyorlar. Karısına, kızına yazdığı her mektubun sonuna ekliyor hasret kelimesini. Sahi, hasret ne zor şey değil mi? Ben Sabahattin Ali'nin kalemini çok severim ama eşine ve kızına yazdıklarını okumak, Sabahattin Ali'yi birde ondan görebilmek çok güzeldi.
1000k
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma