Sakin, olaysız bir gün yaşamak istiyorum. Uyanayım erkenden dünya ile. Neyse o gün, ne kadarsa yaşansın. Bitsin sonra. Nasıl geçer bir ömür? Koskoca bir ömür? Geçtim hepsinden; kısa, küçük bir ân... Nasıl geçer düşünmeden, yaşanmadan? Oku bugünü, yorumla, not et, çevir bir dağın omuzlarına yatan günü. Devir bugünü.
Rüzgar, usul usul okşuyor yaprakları. Melankolik bir ruhu var bu işin... Vazgeçiyorsun büsbütün, rüzgara kapılıp dağılıyorsun. Bir yaprak bile bütünse senden, sen ayrısın. Eksiksin. Bir daha hiç tamamlanamayacak kadar yarımsın şimdi. İyisi mi...
İnce uzun bir cugara, kıyıya vuran ölü bedenler gibi uzanıyor parmaklarında. Ölgün, cılız bir aydınlık ufkunda, tütüyor. Yanıyorsunuz, kalkın! Sen yanmazsan ben yanmazsam... Fakat yanarsak kim kalır ardında? Kim?..
Nasıl yaşanır koskoca bir ömür, bir ân? Düşünmeden, yaşanmadan?.. İyisi mi... (Histerik bir çığlık) İyisi mi öl sen!