Anlaşılmak, birdenbire dünyanın en önemli meselesi haline geldi. İnsanlar tanrılardan bağışlanmayı beklerken insanlardan anlayış istedi. Bir insan anlaşıldığında kalbinde sevgi, şefkat ve samimiyet uyanırken, anlaşılmadığında öfke, nefret ve mesafe belirdi. Yani aşk asla tek bir şey değildi. Anlaşılmadığı yerde zehirli bir sıvıya dönüşürken, anlaşıldığı yerde Eros'un kanatlarıyla uçmayı deneyimletirdi.
Eros fısıldadı: "Ben bir ölümlüyü sevdim. O beni görünce büyü bozuldu sandım. Oysa büyü o anda başlamıştı. Çünkü aşk saklanmak değil, görülmeyi göze almaktı."
"İyi bir köşe yazısı ile aşkı birleştiren şeyi buldum Kemal Bey." dedi bana. "Nedir?" "Aşk da köşe yazısı da, tabii ki bizi şimdi mutlu etmelidir. Ama ikisinin de güzelliği ve gücü, akıldan hiç çıkmamasıyla ölçülür."
Aşk neyi gizlediysen onu büyütür, neyi bastırdıysan ortaya çıkarır, neyi inkâr ettiysen onu önüne bırakır. Ve aşkın asıl gücü insanı mutlu etmesi değil gerçek kılmasıdır.