Çünkü aşk ancak budur. Açıklanmaz, hissedilir. Mantığı yoktur, anlamı yoktur: oradadır, seni işkence eder ve aynı anda mutlu eder, duygularının barometresidir, günlerinin havasıdır… Serena Giuliano
Alıntı
Aşk, beş duyunun sınırları içine hapsedilmiş insan zihninin, kuantum frekanslarına geçiş yapabilmesi için tasarlanmış kusursuz bir ezoterik mekanizmadır. Yemek yemek, su içmek bedenin hayatta kalması için ne kadar zorunluysa, beşerî bir aşka tutulmak da ruhun uyanışı için o kadar temel bir ihtiyaçtır. Çünkü o, sistemin içine bilerek bırakılmış tek bir güvenlik açığıdır. "Leylâ'dan Mevlâ'ya varmak" sadece edebî bir metafor değildir. Tamamen nörolojik ve okült bir formüldür. İnsan beyni sonsuz olanı, şekilsiz olanı ve salt enerjiyi doğrudan algılayamaz. Sistem buna izin vermez. Bir bedene giydirmek şarttır. Kabalistik öğretilerde ve antik okültizmde de kural budur: sonsuz ışık ancak sonlu bir aynadan yansıyarak gözlemlenebilir. Leyla, o aynadır. Mecnun, Leyla'nın sûretine tutulduğunda zihnindeki algı filtrelerini kapatmaya başlamıştı. Şehvete bulanmayan o şiddetli çekim, frekansını öyle bir yükseltti ki, bir noktadan sonra aynaya ihtiyacı kalmadı. Dünyevî aşka tutulmadan ilahî aşka ulaşabileceğini sananlar, basamakları tırmanmadan çatıya çıkmaya çalışanlardır. Züleyha, "Yusufum görmeyecekse kimin için süsleneyim" diyerek tüm mücevherlerini dağıttığında, madde dünyasıyla olan bağını kesmişti. Aşk insanın gözünü kör etmez. Tam tersine; beşerî gözü kapatır, kalp gözünü açar. Dışarıda aradığın Yusuf'u eninde sonunda kaybedersin, çünkü o beşerîdir. Yorar, yıpratır ve biter. Ancak o acı bittiğinde, Kenan ilinin senin özünde, kalbinin tam merkezinde durduğunu fark edersin. Bu hakikate erersen, kalbini kilitli tuttuğun o sahte konfor alanında bir saniye bile duramazsın. Aşkı bir duygu sanıyorsun. Değil. Aşk, evrenin senin egonu parçalamak için kullandığı en eski suikast silahıdır. Dünyada herkes aşkı bir birleşme, bir çoğalma sanır. Oysa aşk bizatihi ölümdür. Psikoloji
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yıldızlar.
__Bazı insanlar gökyüzüne bakınca sadece yıldız görür. Ben ise binlerce yarım kalmış hikâye görüyorum. Belki de bu yüzden yıldızları bu kadar seviyorum. Çünkü onlar kusursuz değiller. Kimisi çoktan sönmüş olmasına rağmen ışığı hâlâ bize ulaşmaya devam ediyor. Yani bazen gördüğümüz en parlak şey, aslında çok uzun zaman önce kaybolmuş olabiliyor. İnsan da biraz böyle değil mi? Bazen gülümseyen bir yüzün içinde yıllar önce kırılmış bir çocuk yaşar. Belki de bu yüzden geceyi seviyorum. Çünkü gündüz herkes birbirine iyiymiş gibi bakıyor. Ama gece... Gece kimse rol yapmak zorunda değil. Yıldızlar da öyle. Onlar sadece oradalar. Kimseyi ikna etmeye çalışmadan, kendilerini anlatmaya uğraşmadan, sessizce parlıyorlar. Ne zaman kendimi kaybolmuş hissetsem başımı kaldırıyorum. Gökyüzü bana aynı şeyi fısıldıyor: "En karanlık geceler, en çok yıldızı saklar." Ve o an anlıyorum. Belki de insanın umut dediği şey, tam olarak budur. Uzanıp dokunamayacağını bildiğin hâlde, her gece aynı gökyüzüne bakmaya devam etmek. Çünkü bazen bir yıldız, sana ulaşmak için yıllarca yol alır. Belki de bazı umutların gecikmesi, hiç gelmeyecekleri anlamına değil...
Cennet kadınları kimlerdir Gerçek bilgelik her soruya cevap bulmakta değil sorulmamış soruların derin sessizliğunde kaybolabilmektir Özgür Yüce Es selam Aleyküm ve Rahmetullah diyip Allahı anarak es selam sözü ile başlayalım hepinize selam bereket olsun 1000k ailesinin üyesi bilgelik sükutu korumak iledir susan kurtulmuştur bilgelik insanın hayata bakış açısı yorumlama kapasitesidir buda takva ve teslimiyet ile olur bilgelik sahabenin şu sözünde saklı Resulullah SAV den haber almadan ne lokma yer nede bir şey içerim ne güzel bir ilim ne güzel bir bilgi evet bilgi ve ilim odurki zihninizi körleştirmesin size güzel bir müjde versin Hz Fatma babasına annelik bile yapan ehlibeytin annesi Hz Hatice cennetle müjdelenen efendimizin yoldaşı Cebrail bile haya ederdi Hz Haticenin ismi anıldığı zaman Charlie Charlie Mackesy şunu der Acaba öğrendiklerini unutma okulu diye bir şey var mı?' evet kimi isimler unutulur eskir hatırlanmaz ancak Hz Muhammed efendimizin hadisleri övdüğü cennetle müjdelenen dört kadın onların ismi hiç unutulmaz daima hatırlanır sayın özgür yüce bey işte gerçek bilgi budur ya rıza lokmasına ulaştırır yada bizi fazilete eriştirir zihnimizi boşlukla doldurursak köreltiriz o halde büyüklük ancak Cenabı Hakkın yanındadır kendimize Hz Meryem Hz Asiye Hz Hatice ve Hz Fatmayı örnek alalım o zaman övülen bir fazilete erişiriz HZ Meryem ve topraktaki iz kimse gelmedi bir iz bıraktın gidişine, kapı aralığında kalmış bir bakış gibi. ne sen döndün ne de zaman, o andan sonra ileri aktı. Mehmet DEMİR-kimse gelmedi Allahın selam ve bereketi üzerinize olsun Es selam Aleyküm ve Rahmetullah edebiyat defterinin saygıdeğer şairi Mehmet Demir bir iz bıraktın gidişine ne sen döndün ne zaman ileri aktı o andan sonra diyor kıymetli şiirinde işte Cennet Kadınlarının ilki
Din
Kerbela Mersiyesi
Bu mâtemde olan derd ile hicrâna devâ olmaz Bu feryâd-ı Hüseynî’dir buna uşşâk nevâ olmaz Hüseyn ile Hasen’dir ol Rasûl’ün kurretü’l-ayni Sevenler âl ü evlâdı eşiğinden cüdâ olmaz Tevellâsın teberrâsın bilen uşşâka aşk olsun Tarîkatde budur âyîn buna illâ vü lâ olmaz Hüseyn-i Kerbelâ’nın vâkıât-ı mâtem-engîzi Zebân u hâme vü savt u hurûf ile edâ olmaz Fasîh’â nüh felek yâkût-ı rümmân ile pür olsa O mihr-i âlemin bir katre kanına bahâ olmaz
İyi geceler
Canlı olmak belki de budur: Ölen anların ardından koşmak.