Cennet kadınları kimlerdir Gerçek bilgelik her soruya cevap bulmakta değil sorulmamış soruların derin sessizliğunde kaybolabilmektir Özgür Yüce Es selam Aleyküm ve Rahmetullah diyip Allahı anarak es selam sözü ile başlayalım hepinize selam bereket olsun 1000k ailesinin üyesi bilgelik sükutu korumak iledir susan kurtulmuştur bilgelik insanın hayata bakış açısı yorumlama kapasitesidir buda takva ve teslimiyet ile olur bilgelik sahabenin şu sözünde saklı Resulullah SAV den haber almadan ne lokma yer nede bir şey içerim ne güzel bir ilim ne güzel bir bilgi evet bilgi ve ilim odurki zihninizi körleştirmesin size güzel bir müjde versin Hz Fatma babasına annelik bile yapan ehlibeytin annesi Hz Hatice cennetle müjdelenen efendimizin yoldaşı Cebrail bile haya ederdi Hz Haticenin ismi anıldığı zaman Charlie Charlie Mackesy şunu der Acaba öğrendiklerini unutma okulu diye bir şey var mı?' evet kimi isimler unutulur eskir hatırlanmaz ancak Hz Muhammed efendimizin hadisleri övdüğü cennetle müjdelenen dört kadın onların ismi hiç unutulmaz daima hatırlanır sayın özgür yüce bey işte gerçek bilgi budur ya rıza lokmasına ulaştırır yada bizi fazilete eriştirir zihnimizi boşlukla doldurursak köreltiriz o halde büyüklük ancak Cenabı Hakkın yanındadır kendimize Hz Meryem Hz Asiye Hz Hatice ve Hz Fatmayı örnek alalım o zaman övülen bir fazilete erişiriz HZ Meryem ve topraktaki iz kimse gelmedi bir iz bıraktın gidişine, kapı aralığında kalmış bir bakış gibi. ne sen döndün ne de zaman, o andan sonra ileri aktı. Mehmet DEMİR-kimse gelmedi Allahın selam ve bereketi üzerinize olsun Es selam Aleyküm ve Rahmetullah edebiyat defterinin saygıdeğer şairi Mehmet Demir bir iz bıraktın gidişine ne sen döndün ne zaman ileri aktı o andan sonra diyor kıymetli şiirinde işte Cennet Kadınlarının ilki
Din
Kerbela Mersiyesi
Bu mâtemde olan derd ile hicrâna devâ olmaz Bu feryâd-ı Hüseynî’dir buna uşşâk nevâ olmaz Hüseyn ile Hasen’dir ol Rasûl’ün kurretü’l-ayni Sevenler âl ü evlâdı eşiğinden cüdâ olmaz Tevellâsın teberrâsın bilen uşşâka aşk olsun Tarîkatde budur âyîn buna illâ vü lâ olmaz Hüseyn-i Kerbelâ’nın vâkıât-ı mâtem-engîzi Zebân u hâme vü savt u hurûf ile edâ olmaz Fasîh’â nüh felek yâkût-ı rümmân ile pür olsa O mihr-i âlemin bir katre kanına bahâ olmaz
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İyi geceler
Canlı olmak belki de budur: Ölen anların ardından koşmak.
Takvimde eskiyen yaşlara...
🎂🌸🎂 Göğün ezan sesiyle yankılandığı bir vakitti Doğdum, ağladım, güldüm, büyüdüm. Bir ezanla başlayan sürgünüm Bir selayla sükuta erecek. Velhasıl ölünün dirildiği mahşer yaşına geldik. Hoş geldin!🎂🌸🎂 Bu yaşa Furuğ Furugzad şiiri yakışır. Yeniden doğan bir kız ve onun tuvale dökülen yankısı. (Modelim sınıf arkadaşım, beraber doğacağız.🌸🎂🌸) YENİDEN DOĞUŞ - İbrahim Golestan'a - Tüm varlığım benim karanlık bir ayettir seni, kendinde tekrarlayarak çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek. Ben bu ayette seni ah çektim, ah ben bu ayette seni ağaca ve suya ve ateşe aşıladım! Yaşam belki uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği, yaşam belki bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı, yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,
Doğum Günü
yangın var ama kurtarılacak bir şey kalmadı
Evin mi yanıyor Nisera? Bir zamanlar misafir ettiği evrende şimdi bir başkasıyla mı izliyorsun onu? Hikâye hep tanıdık değil mi? Bir sonraki hamlesini biliyorsun, çünkü aynı şeyler sana da yapılmıştı. Hatta bu yüzden özel olduğunu düşünüp "Beni kimse öyle güzel sevmedi." demiştin. Güzel sevmek, her güzeli aynı sevmek değildir. Güzel sevmek, o insanı özel sevmektir; onu bütün herkesten ayırmaktır. İnsan bazen kendisini seçilmiş sanıyor. Birinin en güzel yanına denk geldiğini, onun içinde kimsenin görmediği bir odayı açtığını düşünüyor. Sonra bir gün öğreniyor ki bazı insanlar kapılarını herkese aynı anahtarla açıyor. İşte o an kırılan şey aşk olmuyor Nisera, insanın kendine anlattığı hikâye kırılıyor. Çünkü "Beni kimse böyle sevmedi." cümlesi, bazen yalnızca doğru zamanda söylenmiş güzel bir yalandan ibaret oluyor. Güzel sevmek, birine çiçek vermek değildir. Güzel sevmek, o çiçeğin hangi mevsimde açtığını bilmektir. Güzel sevmek, bir insanın en karanlık tarafını görüp yine de orada bir pencere bırakmaktır. Güzel sevmek, birini herkese verdiğin sevginin içine koymak değil; onun için yepyeni bir sevgi icat etmektir. Çünkü her insanın kalbinde yalnızca bir kişiye ayrılan bir oda vardır. Eğer o oda herkese açıksa, orası ev değildir; yalnızca gelip geçenlerin konakladığı bir handır. Şimdi canın yanıyor biliyorum. Çünkü bir zamanlar seni ev zanneden birinin, aynı sıcaklığı başkasına da verdiğini görmek insanın içindeki bütün eşyaları yerlere fırlatıyor. İnsan kendini aldatılmış hissetmiyor yalnızca; yerine konmuş hissediyor. Oysa hiçbir insan bir başkasının yerine konacak kadar sıradan değildir. Herkesin acısı kendine özgüdür ve bazı insanlar bunu çok geç öğrenir. Bir gün dönüp bugüne baktığında, onu değil kendini özleyeceksin Nisera. Onun yanındayken inandığın hâlini…
Bile bile ateşe yürür aşk heveslisi
Ucu sivri karanligin Batar sabahın yanık bağrına Bir kurbağa bir sinek bir yosun Bataklık yetişir gece yanağına Tüm prenses hikayeleri başlar ya ormanda Şehirde bir düğünle sonlanır çok sonra Sonsuza kadar mutlu umutlu yaşadılar denir ya İşte tam burda başlar bir garip safsata Erkek bıkar çok güzel olsa da gelini Kadın işten çocuktan yalnızlıktan kurtaramaz elini İkisinin de hayat büker belini Sonra bu hikayelerde düşünen kaşır kelini Yine de uslanmiyor gönlüm Bir aşk ki olsun sonsuz budur muradım Ben de bir garip ve yalnız olmaktan usandım Neden açılmıyor bu nasibim ah kara bahtım.
Şiir