Yeni bir konsepte hoşgeldinizz, şiir hakkında neden konuşmayalım dedim ve arada (bir süre koyarsam uyamıyorum malum) konu başlıklarıyla karşınızda olmayı planlıyorum...
İlk konumuz,
"Kötü biri, iyi bir şiir yazabilir mi?"
Bunu bir düşünün. Bir şiiri okurken, zihnimizin arka planında o şiiri yazan kişinin kimliği, siyasi görüşü, geçmişteki hataları veya karakteri dönüp durmalı mı? Yoksa sanatın o büyüleyici dünyasına girdiğimizde, şairin kimliğinden tamamen sıyrılmalı mıyız?
Bir şiiri, savunduğu fikre yürekten katıldığımız için mi "başyapıt" ilan ederiz; yoksa o şiirin kelime seçimi, imge dünyası ve ritmi o kadar kusursuzdur ki, şairin kim olduğunu unutup sadece dilin büyüsüne mi kapılırız? İşin içine girdiğimizde işler sarpa sarıyor. Eğer bir şairin dünya görüşü, bizim değer yargılarımızla taban tabana zıtsa yazdığı dizelerdeki "güzellik" bizim için hala geçerli bir estetik değer taşıyabilir mi? Yoksa şairin "kötülüğü", kelimelerine sızarak o şiiri de mi zehirler? Kelimelerin bir "hafızası" var mıdır? "Aşk", "adalet" veya "özgürlük" gibi ağır yükü olan kelimeleri, kötü niyetli birinin ellerinde gördüğümüzde o kelimeler kirlenir mi? Yoksa kelimeler, her türlü niyetten bağımsız, her zaman kendi saflığını koruyan araçlar mıdır?
~Tartışmayı somutlaştıralım: Modern şiirin mimarlarından Ezra Pound'u düşünün. O, kelimelerin kemik yapısını değiştiren, edebiyat tarihine yön veren bir dahi. Ancak aynı el, II. Dünya Savaşı sırasında faşizmin propagandasını yapan radyo yayınlarında, insanlığı dehşete düşüren nefret söylemlerini haykırıyordu.
İşte tam burada, zihnimiz bir karar anına zorlanıyor: Pound'un o kusursuz ritmine, o muazzam imgelerle örülü dizelerine hayran kalırken, aynı zamanda onun siyasi "kötülüğünü" lanetlemek mümkün mü?
Eğer bir şiiri okurken şairin