Kitabı bir televizyon kanalında gördüm.
Adıyla müsemma Aşk Acıtır? Bir aşk hikâyesinden de ziyade anne-kız ilişkisine davet ediyor bizi yazar.
Anne Azra, başarılı bir avukat, çünkü köklerinden sürekli başarılı olması, her zaman en olması beklenmiş bir kız çocuğundan, eşi tarafından anlaşılmayan, karı koca ilişkileri de kalmayan ev arkadaşına dönüşerek yabancılaşan iki kişiye evrilen bir sarmal görüyoruz.
Azra, eşi tarafından aldatılarak yıpranan ruhunu, kaybettiği yıllarla yüzleşmek için terapiye başlıyor. Salah, bu terapilerde danışanının eşi İlker tarafından aldatılışını, ruh yaralarını paylaşıyor doğal olarak. Bu terapiler terapi danışan ilişkisinden çıkıp dostluğa evriliyor.
Dönüşen bu dostluk Azra'nın psikoloji okuyan kızı Sanem'e de sıçrıyor ama, onun da kırgınlıkları, yaraları, istekleri ve babasından beklediği ilgi ve sevgiyi alamaması haklı görüleceği gibi öfkesi ile bütünleşiyor.
Ve Sanem üniversitedeki arkadaşı Baran'nın görmek istemediği veya kabul etmek istemediği ilgisine kapılınca aralarında duygusal demek isteyip de diyemeyeceğimiz bir tensel çekim oluşuyor. Bir araya gelişlerinin nedeni anlık.
Sanem'in içerisinde, ruhunda taşıdığı ilk aşkının sebep olduğu travma. Birliktelik yaşıyorlar fakat bu kızımızın ifade edişiyle maalesef tecavüz. Annenin tabii ki bundan haberi dahi yok. Kendi derdinde çünkü.
Öte taraftan Salah, Azra'ya aşık olduğu için terapiye son verip başka bir arkadaşına yönlendiriyor. Azra, Salah'ın sıkıldığı için terapiyi sonlandırdığını düşünüyor.
O değil de kızdım okurken yahu hadi gönlün düşmüş anladım, kızından ne istersin?
E Sanem de suçlu bir yerde. Salah'ın yanında staj yaparken danışanları arasına girip ortalığı karıştırdığından staj da hak getire.
Kaldı ki bir terapist danışanı ile ilişki yaşayıp kızına da göz kırpamaz ki.