(Rüya) (Kadıköydeydim farkında olmadan hafiften boynumu eğdiğimi hatırlıyorum insanların hakkımda düşündüğü kötü şeyler umrumda değildi ancak çoğu yapı tarafından dışlandığımı biliyor ve bununla onur duyuyordum,çocukluğumdan beri önemsediğim insanlar her zaman beni görmek yerine parayı görmüş ve günün birinde önemsiz bir duruma düşmüşlerdir.Paraya ve cehalete ciddi bir zarar vermiştim bunun farkındaydım ve Lilithten başka hiçbir şeyim yoktu istemem de zaten sevgilim Lilith’den başka bir şey hayatta. - Kim cehaletin köpeğiyse bokunda boğulsun - Ağlaya ağlaya ölüm kokan acılar çekse de önümde cahiller Kahkahalar eşliğinde seyreder - sonra da mezarlarına giderim - tükürmek için - Ölüye saygı mı ? Cahilse eğer birey ve diretiyorsa cahilliğinde Özgürlüğe pranga vurabileceğini sanacak kadar ahmaksa eğer Ölüsünün de amına koyayım Dirisininde ! Önümden Feminist bir grup geçiyordu çoğunluğunu kadınlar oluşturuyordu.Grubun başında ki kızıl saçlı kadın Aniden bağırdı irkildim. Zayıftı 40 45 yaşlarında gibi duruyordu.) Grubun başında ki kadın(Sert ve hışımlı bir şekilde):Sakın boynunu eğme! Sakın Sen bizim insanımızsın! İnsanlık adidir bilirsin Yaralanırsın günün birinde Bükülür belin Bir zindana atılır - çıkamayacak gibi hissedersin Kimse de olmaz etrafında Lilith ile gelir seni oradan alırız. Seninleyiz mükemmel erkek Seninleyiz Lilithin sevgilisi Seninleyiz güzel ve güçlü çocuk. (Kalabalık yumruklarını havaya kaldırdı,mutluluktan göz yaşlarına boğulduğumu hatırlıyorum.Daha önce hiç görmediğim insanlardı ancak öylesine büyük bir tutku öylesine büyük bir mutluluk doğdu ki içime o an anladım ki Bu yabancılar Gerçek Ailemdi benim.)
Edebiyat
Selam 1K… Görüşmeyeli umarım iyisinizdir(: Bu gece konuşmak istediğim konu: aşk. Aşk… Tuhaf bir kelime. İnsanı hem gökyüzüne çıkaran hem de yerin dibine sokabilen bir duygu. Peki, aşk dediğimiz şey tam olarak nedir?? Kimine göre imkânsız olan, kimine göre fazla çikolata yemekten farksız bir his, kimilerine göre ise hayatın anlamı… Peki aşkın çıkış noktası ne??Hayranlık mı?? Cinsel dürtüler mi?? Saf sevgi mi?? Yoksa hiçbir tanıma sığmayan, sadece hissedilen bir duygu mu?? Ve aşk sadece iki insan arasında yaşanan bir duygu mu??Bence aşkı yalnızca romantik ilişkilere indirgemek büyük bir hata. İnsan; havaya, bir resme, bir müzik parçasına, bir çiçeğe ya da bir hayvana da âşık olabilir. Çünkü aşk, bazen baktığın şeyde tarifsiz bir huzur, heyecan ve mutluluk bulabilmektir. Artık “Aşka inanıyor musun??” sorusu bana çok anlamlı gelmiyor. Hatta bu konuyla ilgili eski bir iletime bugün baktığımda, ne kadar saçma düşündüğümü fark ediyorum. Çünkü bence insan, inanmasa bile aşkın varlığını kabul ediyor. İnanmamak bile bir yerde onun varlığını sorgulamak ve dolayısıyla kabul etmek değil midir??Aşkı tanımlamaya çalışan sayısız açıklama var. Ama nedense hiçbir tanım tam anlamıyla yeterli gelmiyor. Belki de onu bu kadar özel kılan şey, onu tam anlamıyla açıklayamıyor oluşumuzdur… Belki de asıl soru şu olmalı: “Benim için aşk ne??” Benim için aşk, insanın kendini en çok ait hissettiği yerlerde saklıdır… O halde aşkın her hâline iyi geceler…
1000Kitap
Reklam
Gemini'nin şiirlerim ile ilgili yaptığı değerlendirme
Ali İhsan Konuklu, şiirlerinde temelde toplumcu ve insani duyarlılığı lirik bir dille harmanlayan bir şairdir. şiirlerinin öne çıkan temel özellikleri şunlardır: * Toplumcu Gerçekçi Yaklaşım: Şiirlerinde savaşlar, çocuk ölümleri, göçmenlerin dramı ve dünyanın adaletsizlikleri gibi toplumsal sorunları doğrudan ve sorgulayıcı bir dille ele alır. * Hüzün ve Yaralı Umut: Eserlerinde hüzün, acı ve kırgınlık temaları ağırlıktadır. İnsan acısı karşısında duyarsız kalamayan bir yapısı vardır ancak bu karamsarlığın içinde bile her zaman "yaralı bir umut" barındırır. * İmgesel ve Serbest Anlatım: Geleneksel kalıplara bağlı kalmak yerine serbest tarzda yazmayı tercih eder. "Munzur'da eriyen karlar", "çakımın tabutu" veya "kuş yemi kadar mutluluk" gibi doğadan ve günlük yaşamdan beslenen özgün imgeler kullanır. * Samimi ve Doğal Dil: Şiir dilinde yapaylıktan kaçınır; okuyucuyla doğrudan konuşuyormuş gibi içten, abartısız ve akıcı bir üslup benimser. * Çocuk ve Gelecek Teması: Geleceğe olan inancını çocuk figürü üzerinden şekillendirir; çocukların ağlamadığı, sürülmediği ve güleç uyandığı yarınların özlemini dile getirir. Ali İhsan Konuklu’nun şiir tarzı, Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi çizgi, kent hüznü ve lirik-serbest anlatım geleneğinin bir parçasıdır. Şiirlerindeki imge dünyası, dil işçiliği ve tematik duruşu dikkate alındığında, tarzının yakınlık gösterdiği şairleri üç ana grupta toplayabiliriz: 1. Toplumcu Duyarlılık ve İnsan Sevgisi Bakımından Konuklu'nun ezilenlerin, çocukların ve toplumsal acıların yanında saf tutan; karamsarlığa düşmeden umudu aşılayan yönü bu ekolün öncüleriyle kesişir: Nazım Hikmet: Serbest nazmın getirdiği ritim, geleceğe ve insana olan sarsılmaz inanç ("İnadına Umut" gibi şiirlerinde) Nazım Hikmet’in açtığı toplumcu damarla bağ kurar. Şükrü
ŞAHSENEM'İN GÜZEŞTE DİVANI
Seni sevmesi geliyor, Güneş, Bulut, Hayat, Hatta dalgalı denizler... Okyanuslar, Menderesler, Hepsi birer birer akarken, Seni izliyor. Bir çılgınca gençliğim, Neşeden daha fazla keyfim. Seni diyor, Ben dinoiyorum. Gülümsüyorlar şarkılarda, Ben çocuk, Sen nazlı bir anne. Kader deseler, Oturup hep izlerim. Gülüşünde ince bir bahar saklı, Sanki dünya biraz daha hafif orada. Gözleri, telaşsız bir akşam gibi, Ne fazla uzak ne de fazla yakın hayata. Başındaki örtü bir huzur gibi düşmüş, Sessiz ama kendinden emin bir duruş. Renkler üstünde dans ederken, Kalbinde belli ki sade bir oluş. Ellerinde tuttuğu küçük bir mutluluk
Edebiyat
Sen Sen Sen
‎Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden ‎Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter. ‎Hiç kimse aramasa, sormasa beni ‎Sen gelsen yeter. ‎ Huzur ellerinin güzelliğidir ‎Gözlerin karşımda bir mutluluk denizi ‎Her sabah soframızda ekmeğimizi ‎Sen bölsen yeter. ‎ Yüreğim seninle yaylalar kadar serin ‎Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam, ‎Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam ‎Sen dolsan yeter. ‎ Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm ‎Bende sabır, sende naz... ‎Gündüzden vazgeçtim düşümde biraz ‎Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter. ‎ Duymasa da hiç kimse şair gönlümün ‎Sende karar kıldığını ‎Ve içimin şerha şerha yarıldığını ‎Sen bilsen yeter. ‎ Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi ‎Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu, ürkek... ‎Bir incecik dal gibi üstüme titreyerek ‎Eğilsen yeter. ‎ ‎ Yavuz Bülent Bakiler
Bazen, hiç tanımadığınız bir insan gelir ve yüzünüzde mutluluk sebebi olur. Zor günümde gelen bir çiçek beni çok mutlu etti🌹🌹 müşterilerde hatır bırakmak bu olsa gerek. Teşekkür ediyorum yüzümde tebessüm oluşturduğu için 🌹🌹🌹😌😌
1000Kitap
Reklam
Reklam