Geleceğe varabilmek için onca yıl nasıl çalışıp çabaladığımı düşündüm, oysa şimdi kafamı gelecekten kaçıp kurtulmaya takmıştım. Bir insanın kurup kurabileceği en çapraşık, en umarsız tuzağı kurmuştum kendime.
Biyoloji bilimi baştan aşağı bir yanılgı değilse eğer, insan zekâsı ve gücünü sağlayan nedir? Zorluklar ve özgürlük: Etkin, güçlü ve zeki olanların ayakta kaldığı, zayıfların ise duvara tosladığı koşullar; yetenekli insanların sadık birleşmelerini, kendini gemlemeyi, sabrı ve kararlılığı el üstünde tutan koşullar.
Bana insanlığın batmakta olduğu bir zamanla karşı karşıyaymışım gibi geldi. Kıpkırmızı günbatımı aklıma insanlığın günbatımını düşürdü. Bugün girişmiş olduğumuz toplumsal çabaların garip bir sonucunu ilk kez kavramaya başlamıştım. Ama düşündüm de, oldukça mantıklı bir sonuç bu. Güç gereksinimden doğar; güvenlik güçsüzlüğü önemli kılar. Yaşam koşullarını iyileştirme çalışması -yaşamı gittikçe daha güvenli kılan gerçek uygarlaşma süreci- adım adım doruğuna varmıştı. Birleşmiş insanlık Doğa'ya karşı zafer üstüne zafer kazanmıştı.