ayşegül

ayşegül
@askayse
protect.
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 75. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2021 01:26
Gittikçe geliştiğimizi düşünüyoruz değil mi? Teknolojiler, altyapılar, inovasyonlar gözümüzü kamaştırıyor. Peki insanlık, insanoğlu nereye gidiyor? Bunun farkında mıyız? Kazançlarımızın bize kaybettirdiğinin, zaferin kaybetmeye eşit olduğu bir ilerlemenin. H.G. Wells tam da buna ışık tutuyor aslında. Bilim adına sağlam temellerle zaman makinesini okura izah ediyor yazar. Tabi ne zaman üçüncü boyuttan çıkıp, dördüncü boyutu Uzay-Zaman dahilinde keşfedebiliriz orası ayrı merak konusu ama kitap bu noktadan sonra bize zamanın, zaman yolculuğunun kapısını açıyor. Bu noktada Zaman Gezgini ile birlikte tanıklık ediyoruz bu yolculuğa. H.G. Wells'in heyecanını duyumsayabiliyorum Zaman Gezgini zaman makinesini tanıtırkenki zamana dair heyecanını. Fakat kendini zamanda yolculuk ederken insanı, insanlığı tanıyamıyor. Bu noktadaki yazarın hayal gücüne hayran kalmamak elde değil. İnsanın ulaştığı nirvanayı gözler önüne seriyor: kazandıklarını, kaybettiklerini ve bir daha ulaşamayacaklarını. Öyle ki zaman yolculuğundan dönünce Zaman Gezgini yemek yemeden, biraz pepton(protein) almadan konuşmayacağını söylüyor. Çünkü meyveden başka yiyecekleri olmadığını görüyor gelecekteki insanlığın. İnsanlık ideallerine ulaşırken neleri kaybetmiş gözler önüne seriyor. Daha fazlasını spoiler vermemek için siz okurlara bırakıyorum farkına varacağınız nice şeyler için. Çünkü bu kitap eleştirinin, bilim kurgu ile harmanlanması bakımından okuduğum eşsiz eserlerden birisi. Zaman Gezgini bunları keşfedebildiği için talihli miydi bilinmez. Çünkü insanoğlu bilindik kaderine doğru emin adımlarla gitmekte. Sanırım karakterimizin hayal kırıklığını tarif edebilmek için kitaptan şu alıntı her şeyi özetliyor: "İnsan zekâsı düşünün ne kadar kısa sürmüş olduğunu düşününce kederlendim. İnsanoğlu intihar etmişti.
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,1bin okunma
Reklam
Beyaz Gemi’yi Bir De Bu Yorumdan Sonra Düşününüz…
10/10
·168 syf.·
2015 120. kitabı
Eser, bir semboller şaheseridir. Bu nedenle evet, bir görünen tarafı ve anlatımı vardır ama bir de semboller üzerine kurulmuş bir iç anlatımı vardır. Bu yazım şekli Aytmatov’un dehasını ve ustalığını gösterir. Nitekim diktatörlüklerde, baskıcı sistemlerde insanlar fikirlerini açıkça dile getiremedikleri için hep semboller kullanırlar. Bu bazen bir türkü olur bazen bir destan bazense bir tek kelime. Buna göre bir kere romanın adı bile bir mesaj taşır. Nedir? Ak Keme/Beyaz Gemi. Beyaz, özgürlüğün rengidir. Beyaz Gemi’nin yazıldığı devlet ise her şeyin kızıl olduğu, bir totaliter sistemdedir. Ayrıca gemi ve göl kavramları ‘gidebilmeyi, sonsuzluğu’ çağrıştırır. Çocuğun adı yoktur. Çocuk, çocuktur. Bu anlamda hepimiz birer çocuk olabiliriz. Baskıcı rejimlerin ezip geçtiği, bir sayıdan ibaret gördüğü insanlardır çocuk. Nitekim Aytmatov yıllar sonra bir konferansında kendisini büyük bir ilgiyle dinleyen bir gencin söz alarak, ‘Beyaz Gemi’deki çocuk benim’ dediğini anlatır ve ekler, ‘Evet oydu ve hatta sadece o değildi…’ Romanın kötü kişisi Oruzkul’dur. Bu isim Kırgız Türklerinde kullanılmaz. Manası Rus’un kuludur. Yani Rus’a kul olan… Aytmatov, totaliter bir rejimde açıkça yazamayacağı bir şeyi böyle ifade etmiştir. Ruslara kul olan tipler Orozkul gibilerdir. Sarhoş, rüşvetçi, kötü kalpli, milli ve manevi değerleri olmayan, kaypak kişiler. Hatta şu mesajı da verir. Orozkul’un çocuğu olmaz, yani soyu kesiktir. Yani, komünist sistemin de evladı olmayacak, tükenecek. Mümin Dede ise Kırgız halkını temsil eder. İsimler tesadüf değildir. Mümin, inanan, inançlı demektir. Mümin Dede de, inançlı ve iyi bir insandır. Lakin güçsüzdür, değer görmez ve pasif iyidir. Bu nedenle Orozkul’un tahakkümünden kurtulamaz. Ancak torunuyla arasında bir kültür aktarımı vardır. Isık Göl’ü
Edebiyat
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,3bin okunma
İçinde bulunduğum bu umutsuz konumda, bazı anlar oluyor ki insan bir saç teliyle bir zinciri kırabileceğine inanıyor. Etrafımdaki her şey hapishane. Kelimeler, duygularımı dile getirmek için yeterli değil. Fakat, itiraf edeyim, hâlâ umutluyum..
Edebiyat