Şehirden kaçıyorum. İşimden kaçıyorum. Sahte yüzlerden kaçıyorum. Sahte arkadaşlıklardan, sahte nezaketlerden, sahte güçlülerden, sahte cesurlardan, sahte ahlaklılardan kaçıyorum. Eve gidiyorum. Aileme sarılıyorum. Kendime sarılıyorum. Yatağıma yatıp yorganı tepeme kadar çekiyorum. İşte burası en güvenli!
Normal insanlar için, sığınacak çok az yer kaldı.
"Doğayla baş başayken kendimizi öylesine rahat ve keyifli duymamızın nedeni, doğanın bizim hakkımızda bir görüşü olmayışıdır"
demiş Nietzsche.
Elbette mesele bir ağaç değil. Mesele bir dal, mesele bir yaprak. Mesele bir orman, mesele bir sincap, mesele su, mesele hava, mesele çocuklarımızın torunlarına emanet edeceğimiz dünya.
Büyük travmalar yaşamamış insanlar zamanla bazı şeylerin izinin kalmaması gerektiğini sanıyorlar. "Aradan bilmem kaç yıl geçmiş, artık bazı şeylerin bir anlamı kalmamış olması gerek" diye düşünüyorlar. Bazen en yakınındaki insan en anlayışsız ve en acımasız davranan olabiliyor. Oysa, zaman bazen hiçbir şeyi çözmüyor.