Yoksullukla ilk temas çok ilginçtir. Yoksulluk konusunda çok düşünmüşsunuzdur. Bu, hayatiniz boyunca korktuğunuz ama er ya da geç başınıza geleceğini bildiğiniz şeydir. Ama yine de apayri, tamamiyla değişik bir şeyle karşılaşmışsınızdır. Çok basit olacağını düşünmüşsunuzdur; son derece karmaşık bir şeydir aslinda. Siz cok korkunç olacağını sanırken sadece tiksindirici ve sıkıcı olduğunu görürsünüz.
Feminizm bir eşitlik mücadelesidir ve soylemeye cok bayıldığımız gibi erkeklere karşı kadinlar meselesi değildir. Mizojinistlere karşı mizojiniyi yıkmaya çalışanlardır.
Kadınların hayatlarını denetlemek isteyenlerin en cok odaklandıkları şey bedenlerimiz. Ister bize hangi şekilde ve bedende olmamız gerektiğini söyleyen medya olsun veya bedenlerimize nesne muamelesi yapan pornografi olsun, ister kac çocuk yapabileceğimizi veya ne giyip ne giymeyeceğimizi buyuran dini liderler olsun, kadınların bedenleri uzun zamandır ideolojik mücadelelerin verildiği bir muharebe alanı konumunda.
Lori Heise şöyle diyor: " Kadına yönelik şiddet konusunda daha fazla çalıştıkça, ileriye doğru giden asıl yolun erkek olmanın ne demek olduğunun yeniden tanımlanması olduğuna daha fazla ikna oluyorum."