'Anadan doğma yalnızım bu aralar, türbeme kokulu mumlar bıraksana' diyor yalnızlığını, umudunu ve sevdasını mahcubiyetle söylerken. 'Aşk beklentisizdir' diyenlerin diline kılıç vuruyor adeta.
Bir doğuş, bir yaşayış, bir kayboluştur sevmek. Alem vardır alem içre dedirtecek kadar alemi içinde kül etmektir. Gönül yorgunluğu ile huzurun savaşıdır kimi zaman.
Ve Mehmet Ali Güneş bu bilinmezi kitapta en güzel haliyle özetleyip kurşun gibi deliyor dimağımızı..
'Sonra döndüm ve bedenime sordum:
-Sizi bir yerden tanıyor muyum?'
Kitabın ilerleyen sayfalarında Aşık Emrah'ın onurunu sevdasına tercih edip büsbütün yanışını gözyaşlarımıza engel olamadan okuyoruz;
Kızılırmak gibi çağlayıp aksan
El vurup sineme bendini yıksan
Yarın mahşer günü şefaat etsen
Kaçarım mahşerden görüşmem gayrı..
"Eski yenilgilerimden tanıdığım hüzün denen o hislerin en yosması gelip yapışmıştı dilime damağıma" derken sizi de geçmişin ağlarına atıp savunmasız bırakıyor şair..
Her sayfası her hikâyesi ayrı bir yerden yaralıyor, tebessüm ettiriyor ve iyi ki dedirtiyor..
İyi ki doğdun çocuk, doğum günün kutlu olsun...