Olur da bir gün adını hatırlamakta zorlanırsam, harflerin yerini karıştırırsam, sesinin bende bıraktığı o titreşim bir boşluğa düşmüş gibi kaybolursa, yaklaş ve fısılda kulağıma: “Bir zamanlar çok mutluyduk” de. Ama aceleyle değil. Bir masalı anlatır gibi, bir çocuğu uyutmadan önce ışığı kısmak gibi yavaşça...
Kolların sarılmak kokmadığı bu yerde, sular huzursuz
Anlam: Yorgun ve kederli bir yüzdür aynasını arayan…
Duygu fakirliğine yurt olmuş bu kurak coğrafya da
Güler yüzlü bankamatiklerden ateş istiyor neslim
Yakmak için ağzında gevelediği gelecek kaygısını.
Tanrım, biz bu yüzyıla alışamadık biraz esnetsen.
Yarı yolda bırakma deyimi seviye atlayarak dağ başında bırakmaya yükselmişti. O sızı ile tekrar kalbindeki bıçağı yokladı, kalbinde bıçak yoktu, zaten kalbi de yerinde yoktu!
Okunmamış kitapların korkunç ağlama seslerini duyduğunda korkmayasın diye karanlığa karşı aydınlık taklidi yapan bir mum bırakıyorum başucuna yaşarken.
Doğum günün kutlu olsun çocuk.