gittikçe daha da çok boğuluyorum,
kalbim sıkışıyor ve ne yapmam gerektiğini bilmediğim bir boşluğa düşüyorum.
Ellerim bir yere tutunacak gücü kendinde bulamıyor.
Uzaklaşıyorum.
Kendimden uzaklaştıkça karanlığın ıssızlığına yaklaşıyorum.
Önümü görememek zihnimi baştan aşağıya yıpratıyor. Duygularım simsiyah bir kutunun içinde kuyuya atılmışçasına saklı.
Hissetmek, benim için korkutucu.
Gözlerimi kapattığımda kalbim atıyor, açtığımda ise kayboluyorum gün ışığının kuş cıvıltılarıyla dolu aydınlığı altında. Gözlerim görmüyor. Sımsıkı kapalı. Gerçeklere tahammül edemiyorum.
Güzelliğiyle büyüleyen bulutların altında ezim ezim eziliyorum. Varlığım, sonsuzluğa karışıyor ve gittikçe eskiyor. Antika olmaya varıyorum ama antika olmak için fazla yeniyim.
yaşım yeni gelmiş mart baharının çiçekleriyle aynı tazelikteyken, ruhumun derinleri bir gölge misali mutluluktan kaçıyor.
Kendi kabuğumdan çıktığımda nefes aldığımı hissediyorum. Beni boğan şey, kabuğum. Eskimiş ve yıpranmış. Şimdiyse, gecenin yarısında yalnız başına ağlayan bir kız çocuğunun yükü var üzerimde. İplerimden kurtulamıyorum.
Ezim ezim eziliyorum.
-elpis