Enstantanenin bağrındaki sır, ebediyen okunamadan orada kalabilir. Bu, o sır okunamadığı için yokluğa gömüldüğü anlamına çekilemez, çekilmemeli. Çünkü o, kentimizin ortasında dikili duran taşın üstündeki hiyeroglifi okuyan bulunmadığı için onun anlamının da bulunmadığını ileri sürmeye benzer. O hiyeroglif şimdiye değin hiç okunmamış da olsa ve şimdiden sonra okunma umudu tüketilmiş de olsa, kendi anlamını kendinde taşımaktadır. O, onu okuyanlardan veya okumayan ve okuyamayanlardan bağımsız olarak kendine mahsus anlamını kendi içinde taşıyıp durur. Bir sırrın varlığı da buna benzer: o sır, onu okuyan olsa da, olmasa da, o enstantanenin içinde ikamet eder. Bu demektir ki, sır, orada, kendini okuyabilecek birini bekler; dahası, onu davet eder.