"Kendini tüketme Mihr. Yarın, bugünden başka bir gün olacak ve bugünün anlamsızlığı, yarın yaşandığında unutulacak. Çünkü yarın da yarın olacak. Hadi sakinleş "
...sordum kendime, sevebilir misin yeniden?Sevemezdim.
Etekleri birleşen iki dağ gibi duruyorduk...Uzaktan bakıldığında güzel, yakınında yalnız, yakıcı soğukluk ve kocaman bir boşluk...Ne var ki, böyle sürüp gidecekti bu aşkın öyküsü. Kararlılığın döngüsü, bencilliğin övgüsüydü; bencinin pek de muhtemel değildi bunu görmesi. Hangimiz benci bilemem ama bencilliğin kurbanı hep ben oluyordum sonuçta.
... İzlediğim insanlarda yaşamın gerçekliğini görüyordum: İş kaygısı yoktu, tutunma derdi, yaşam hevesi, yaşayamamak kaygısı...Sadece insandılar, insan olmaları bile gerekmiyordu; bir şeydiler sonuçta ve bunu yalnızca kendileri biliyordu. Hepsi, istediğini oluyor, istediğini oynuyordu, Tanrı'nın yüklediği anlamı, onlar Tanrı' ya yüklemiyordu.
Sayfa 121 - Karakter Mihr bir süre yattığı akıl hastanesinin bahçesinde dolanırken hissettikleri.·Kitabı okudu
"Zihnimde milyonlarca kelime var, 'değersiz' avuçlarınıza sıkıştırdığınız çakıl taşları kadar. Zihnimde milyonlarca hikaye var, 'anlamsız' geçip giden yaşamlarınız kadar. Zihnimde milyonlarcasınız, 'siz;' biriniz etmiyor bir diğeriniz kadar" diyerek sustum.
Bazen hep susmak isteriz. Sustuğumuzda her şey kendiliğinden hallolur sanırız. Elbet yaşamın biraz gerisinde kalırız, zaten amaç da bu değil mi, bir an önce yaşayıp yaşlanalım isteriz; keyif almadığın bir yaşamsa, geri kalmışlığın ne önemi var ki ?