Bir doktor olarak eğer İslam kimliğini kabul edip Kelime-i Tevhid ile İslam'a girmişsem, bahsettiğim tüm bu izmlere, düşüncelere, akımlara ve hayat tarzlarına "La" demeden iddiamın geçerli olduğuna inanmam kendimi kandırmaktan öteye gitmez. İslam'a girdikten sonra bazı ayetlerde ya da hadislerde "mantık hatası" bulmamız, kendi mantıksızlığımızın bir ürünüdür. Dinin ana ve sahih kaynaklarında bilime aykırı birkaç şey tespit etmek, dinin değil, bilimin ayıbıdır. Buna bu şekilde inanmamak zaten İslam'ın sınırlarına hiç girememiş olmak demektir. İsterse insanlar" objektif değil "," bilimsel değil ", doğmatik" vb. yaftalarla yaftalasınlar. Doğrudur, İslam bilimsel bir din değildir, İslam, bütünüyle Allah’ın indirdiklerine ve Resûl’ünün örnekliğine "teslim" olunan dindir. "Bilim" gibi, "gelenekler" gibi, "güncel akımlar" gibi "tanrılaştırılan" kavramlar tarafından kabul görmese de. Bazı kesimler de Kur'ân'da geçen ayetlerin bilimsel olarak sağlamasını yaptıkça huzur buluyor. Kur'an'ın "ne kadar da bilime uygun olduğunu" ispatlayıp, insanları-kendi tabirleriyle - İslam'a ısındırma çalışmaları yürütmek gerektiğine inanıyorlar. Bu apaçık yanlış bir yoldur. Çünkü bu inanca sahip olmak demek, bilimi de ayrı bir tanrı kabul ettiğini ilan etmek demek. Hatta bilim daha üstte, çünkü bilim Kur'an'a değil, Kur'ân bilime göre yargılanıyor... Yine "demokrasi" gibi ya da başka izmleri din edinenler Kur'an'daki bazı ayetlerin bu izmleri desteklediğini iddia ederken, edindikleri tanrılarını Kur'an ile ispatlama derdine giriyorlar. Oysaki Kur'an'ın ne bilime ne de demokrasiye ihtiyacı vardır. Kur'an'ın en güzel yaşam tarzını insana sunarken, yazarı "el-Âlim" olandır. Her türlü ilmin kendisinde toplandığı, yüce olan Allah’tır. (O'na sonsuz kere hamdolsun.)
Allah’ın yaratıcı olduğunu bilimsel
Bakın bin dört yüz yıldır bu meydan okumaya bir cevap verilemedi. Tüm elementlere hükmetme gücü verilen insan, bunları birleştirip de basit bir sineği yaratma gücüne sahip olamadı, olamayacak da. Tıpkı harflere hükmetmesine rağmen hayat kitabı Kur'ân'ın bir benzerini oluşturamayacakları gibi... 14
(Seyyid Kutub Rahmetullahi Aleyh'in Fizılal'il Kur'ân tefsirinde Bakara Suresi 1.Ayet, "Hurufu Mukatta" harfleri için yazdığı şahane yorumdur.
Tüm şeriatların ortak emri ve tavsiyesi oruç ise gerçekten sindirim sistemi için can simididir. Düşünsenize bu kadar yoğun çalışan, köle yerine konulan, çöp tenekesi muamelesi yapılan sindirim sistemine büyük bir ödülünüz oluyor tuttuğunuz oruç. Kalp o gün sindirim sisteminin yükünden kurtuluyor ve o da rahat bir nefes alıyor. Vücut sindirim için harcayacağı enerjiyi uzun süredir yapmadığı başka görevlere harcıyor mesela vücudun her yerini kaplamış fazlalıklarını sindirmek gibi... Karaciğer... Özellikle sindirim sisteminin İfsadından en fazla etkilenen organ yani vücudumuzun fabrikası da o gün tatil yapmanın sevincini yaşıyor.
Sayfa 139 - Tıbbın İfsadı - Dr. Bekir Tok-Fıtrikitap·Kitabı okuyor
Dişlerimizin temizliğini daha güvenilir yollarla sağlayabiliriz.
Mesela misvak...
Misvak, ağız içine gösterdiği pH uyumu, antimikrobiyal salgı bulundurması ve en azından zarar verecek herhangi bir katkı maddesi içermemesi sebebiyle tercihimiz olmalı. Tabii kapitalist sistem, misvak özlü diş macunlarını çıkardı. Ancak nasıl "su" faydalı olsa da, diğer kimyasallarla karıştığında içeriğindeki suyun faydasını ön planda tutup da tüketmediğimiz gibi, misvak özü de onlarca kimyasallarla karıştığında, bu karışımı masum yapmıyor.
Sayfa 172 - Tıbbın İfsadı, Dr. Bekir Tok-Fıtri Kitap·Kitabı okuyor