Hayat en çok da umursamamayı öğretiyordu, sürekli bir saldırı altında yaşamak zorunda kalmışlara. Ait olmadığını bildiği hiçbir ortamın fikri umrunda olmayacaktı! Köpekbalıkları tarafından yargılanan bir kurt o yargıyı umursar mıydı?
İnsan, diye düşündü Fred, nasıl da öğrenmek için dizayn edilmişti ama gerçek bilgiyi, kendi geçmişini, geldiği yeri, yaptığı hataları öğrenmekti insanın asıl becerisi, kendisine binlerce yıl hayat diye yutturulmuş yalanlara ilgisini kaybetmesi pek normaldi.
Reaksiyondu hayat, insanın kimyasını değiştiren, zihni düşünceden düşünceye, analizden analize ve nihayetinde şekilden şekle sokabilen zincirleme bir reaksiyon ve merak bu reaksiyonun atmosferiydi.
Neyin merakına takıldıysa zihnimiz onun dünyasında var oluyordu gerçekliğimiz. Sorgulamak insanlaşmanın, uyanmanın şartıydı ve sorgulayan biri, bir gün mutlaka ayağa kalkardı.
İnsanlık bir gün mutlaka ayağa kalkacaktı!
Hayat aynı anda akıyordu, üstelik aynı mekanda herkes farklı yaşıyordu gerçekleri, acıları, duyguları, düşünceleri... çünkü hayat, her bedende daima farklı akıyordu.