sen kara ağaçlar arasında sevdalı serçeleri
sabahın penceresine çağırırdın
gecenin yeniden, yeniden başladığı,
sonlanmadığı zamanlarda sen
karaağaçlar arasından sevdalı serçeleri
sabahın penceresine çağırırdın
sokağımıza lambalarınla gelirdin sen
lambalarınla gelirdin
çocuklar gittiğinde
akasya salkımları uykuya daldığında
ve ben aynalarla baş başa kaldığımda
ışığınla gelirdin
Eğer bu çürümüş
dünyada bunu yapman bir şekilde mümkünse, benden korkup yılma;seni bir ya da bin kez, şu anda ya da her zaman için o anda hayal kırıldığına uğratsam bile. Aslında bu bir rica
değil, sana yönelik de değil, kime yönelik olduğunu bilmiyorum.
Bu sadece, sıkışmış bir göğsün sıkışmış nefesi.