Schopenhauer soruyordu: Bu insanların görüşlerini gerçekten ciddiye alabilir miyiz? Onların o ahmakça yargılarının bizi yönetmesine izin vermeyi sürdürecek miyiz? Kendimize olan saygımız, bir grup iskambil tiryakisinin ellerine teslim edilebilir mi? Diyelim ki bu insanlar es kaza birine saygı duydular. Bu saygı ne kadar değerli olabilir? Ya da Schopenhauer'in sözleriyle aktaracak olursak: "Bir müzisyene, bir iki kişi dışında seyirci kitlesinin tümüyle sağırlardan oluştuğu söylenecek olsa, müzisyen yine de seyircinin coşkun alkışı karşısında kıvanç duyabilir miydi acaba?"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Emin olun ki genel olarak kabul gören her fikir ve toplumun onayladığı her kavram eninde sonunda salaklığın daniskasıdır; çünkü çoğunluğun ilgisini çekmeyi başarmıştır."
Sağduyunun süzgecinden geçirilerek geçersizliği kanıtlanmış bir yargıdan ötürü endişe duymak, iki kere ikinin beş ettiğini kanıtlamaya kafayı takmış bir zavallının yargılarına kulak asmaktan farksızdır.