'sevgi' konusu hep tartışılan, derin, anlaşılmaz ve kişiden kişiye değişiyor derim... Peki 'sevgi' tam olarak nedir/neydi?
Kitap adında 'sevme' var yani 'sevmek eylemi' görüldüğü gibi; sevme, sevilme elbette 'sevgi' den geliyor. Yazarımız üç önemli unsur üzerinde duracaktır; sevme, sevilme, sevgi.. Peki 'sevgi' seven için mi geçerli yoksa sevilen için mi? Seven kişi olabilir öyle değil mi? O zaman demek ki kitap 'sevme' kavramına bağlı olarak 'sevgi' ye odaklanacaktır.
Bu kitap incelemesine başlarken süslü, sevgi dolu cümle kurmadım; sevmek şudur ya da budur ve aslında böyledir, demedim çünkü bir sanatı konuşacağız. Bu hiç şüphesiz kitabımızın adından da geçtiği gibi "Sevme Sanatı"
Erich Fromm giriş yazsında şöyle bir açıklama yapar: "Bu kitabı okuyarak sevme sanatına ilişkin hazır
bilgiler edinmek isteyenler düş kırıklığına uğrayacaklardır. Tam tersine bu kitap, belli bir olgunluk düzeyine erişmeden kişinin sevgiye ulaşamayacağını göstermeyi amaçlamaktadır. Burada yapılmak istenen
okuyucuya, sevgiye erişmek için harcadığı tüm çabaların, kendi kişiliğini bütünüyle yaratıcı yönde geliştirmedikçe, başarısız kalacağını göstermek, komşusunu sevme yeteneği, alçak gönüllülük, cesaret, inanç ve
disiplin kazanmadan sevgiden yana kişisel doygunluğa erişemeyeceğini kanıtlamaktır."
Ve BAM! İşte Fromm müthiş bir seslenişte bulundu okuyucuya, bu kitabı büyük bir ciddiyetle okumam gerektiğini anladım. Bu asla bir kişisel gelişim değildi.
İkinci cümlesine dikkatinizi çekmek istiyorum 'Tam tersine bu kitap, belli bir olgunluk düzeyine erişmeden kişinin sevgiye ulaşamayacağını göstermeyi amaçlamaktadır.' yani sevgi olgunluk mu? Ya da olgunluğu mu gerektiriyordu? Cümlenin devamı ise 'kendi kişiliğini bütünüyle yaratıcı yönde geliştirmedikçe' bu kısma baktığımız zaman ise bu olgunluğu