Hüseyin Rahmi Gürpınar' ın kalemiyle tanıştığım ilk eserini bir solukta bitirdim. Dönemin toplumsal karakterine ayna tutan kitabın ilk sayfalarında mahalle kadınlarının dünyaya çarpacağı düşünülen Halley kuyruklu yıldız hakkındaki fikir paylaşımları tebessüm etmeme neden oldu.
Toplumdan farklı bakış açılarına sahip, kadın düşmanlığı besleyen İrfan'ın diğer kadınlardan farklı Feriha ile mektuplaşmaları olayların nereye varacağı konusunda merakımı taze tuttu.
Yazar kadın ve erkeğin toplumdaki yeri hakkındaki eleştirisini özellikle Feriha'nın eğitimli olmasıyla, spora merakıyla, düşünen ve sorgulayan kişiliğiyle sosyal hayattaki kadın erkek eşitsizliğine bir nevi kafa tutmasıyla vurguladığını hissettim.
"Meşrutiyetimizin ilanından beri kardeşlik, eşitlik var diye bar bar bağırıyoruz. Lakin en adi bir temsil için gelenlerden beşer onar kuruş alıyorlar. Bu parayı veremeyen oyunu seyredemiyor.
Beş kuruşun temin ettiği bir üstünlüğü en adaletli kanunlar bahşedemiyor. "
Babası Güneş tanrısı Helios ve ailesi tarafından sevilmeyen, sürgüne gönderildiği Aiaie adasında güçlerinin sınırlarını keşfedip kendini yeniden yaratan cadı Kirke...
Bir Tanrıça da olsa kendini gerçekleştirme macerasında yaşadığı zorluklara karşı dik duruşunu, pes etmeyişini okudum.
Kitabın sonunda kendime şunu dedim: Kendin için mücadele etmekten, ilerlemekten asla vazgeçme. İhtiyacın olan güç ve o gücü işlemek senin elinde.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma