Kısacık bir kitaba sığdırılmış bir ömür. Hayat gerçekten de detaylarda saklı. Kendimizi yakın hissettiğimiz insanlar, okuduğumuz, izlediğimiz her şeyden ve onunla tanışana kadar hayatımızda biriken diğer insanlardan bir parça aslında. İsimsiz anlatıcı, kendi hayatına dahil olan diğerlerini öyle büyük bir ustalıkla anlatmış ki... Proust'un bir madlen bisküvisi ile kaybolduğu kayıp zaman, burada anlatıcının ateşli bir hastalık evresinde okuduğu bir Paul Auster kitabıyla akmaya başlıyor zihninde. Bölüm başlıklarına ismini verdiği kişilerle Johanna, Niki, Alejandro ve Birgitte ile yaşadıklarından anlatıcının da nasıl bir hayatı olduğunu öğreniyoruz. Edebiyat, kitaplar hep hayatının baş köşesinde... Öyle şaşalı bir hayat değil üstelik. İnişli çıkışlı, mücadeleli. Ama hep sevgi, dostluk, arkadaşlık var bir yerlerde. Yaşananlar gerçekçi. Kuzey edebiyatının sade anlatılarından güzel, etkileyici bir örnek. Çok beğenerek okudum. Öneririm.