Lincoln, annesi ile birlikte yaşayan yüreği yaralı bir genç. Sonsuza kadar birlikte olacaklarını umarak, hayatının merkezine aldığı liseden ilk aşkı Sam’in onu terketmesi üzerine kalbi çok kırılmış. Yakışıklı, kibar, dürüst, çalışkan, esprili biri ama yola yalnız devam ediyor. Bilgisayarların hayatın merkezine yeni yeni girdiği yıllar 90’lı yıllar. Lincoln işe 1999 gibi bir dönüm noktasında başlıyor. Milenyum korkusu bütün dünyayı kasıp kavururken. Böyle bir dönemde bir gazetenin bilgi teknoloji güvenliğini sağlıyor Lincoln. Gece çalışıyor. Yaptığı en önemli iş de gazete çalışanlarının epostalarının kontrolü. Bilgi güvenliği açısından yapılan bir kontrol bu aslında. Gazeteden dışarı bilgi çıkmaması için. Belirlenen yasaklı kelimeler var bir de… Bu kontrollerin yapılması için bir yazılım kuruyor Lincoln. Engellemelere takılan kişiler uyarılıyor gazetede. Ama Beth ve Jennifer’in yazışmaları hariç. Çünkü iki arkadaş arasındaki o samimi yazışmalar, espriler çok hoşuna gidiyor Lincoln’ün. Zaman geçtikçe bu yazışmalar duygularını da esir alıyor…
Epostalar aracılığı ile iki insanın hayatı hakkında bu kadar detay bilgiye ulaşma fikri, edebi olarak çok etkiledi beni öncelikle. Samimi, birinci ağızdan, duygu dolu özyaşamlardı okuduğum. Fikri harika buldum. Kitap genel olarak çok rahat okunuyor. Çünkü çok basit bir konu, çok gerçekçi, samimi bir yerden yakalayarak aktarılmış okura. Hatta okurken insan romantik komedi filmi izliyormuş gibi bir hisse de kapılıyor. Sanki farklı bir “Harry ile Sally Tanışınca” ya da “Sevginin Bağladıkları” filmi senaryosu gibi anlatılanlar. Bu tarz filmleri sevenlerin, kitabı da beğeneceğini düşünüyorum. Ben beğendim.