Baba: (Kendi kendine konuşmayı sürdürür) Öldüğüm an, her şey bitmiş olacak gene de. Taş devrinde yaşamış olan bir adamdan hiç farkım kalmayacak.. Öldüğüm an. Yahut, Mezopotamyalı bir köylüden, Aspendos delikanlısından.. Hepimiz, ‘Bir zamanlar yaşamış insan’ sınıfına dahil edilmiş olacağız. Birimiz on bin sene, diğerimiz on saniye önce nefes almış.. Ölüler. Hangimiz hangimiz? Ne fark eder ki? Ama kendimi inandırmalıyım.. Bir zinciriz biz! Paha biçilmez bir zincir!
Modern Türkiye'deki Aspendos'ta bir yerel memur,toprak sahiplerinin tahıllarını ihraç etmek amacıyla kilit altına almasını protesto eden öfkeli kalabalık tarafınan diri diri yakılmaktan kıl payı kurtulmuştu.
Roma İmparatorluğu zamanında aşağı yukarı 125 daimi tiyatro yaptırıldı. Aralarında en önemlileri; İtalya’daki Ostia, Fransa’daki Arles ve Orange, İspanya’daki Merida ve Anadolu’daki Aspendos’tur.
Doğum yani tırnağın etten ayrılması, ardından gelen yeni hayat, uykusuz geceler, dişçi, ağlama krizleri ve daha niceleri... Ama zorluklar değil midir? Kahramanları yetiştiren, direnci geliştiren. Bu dünya cenk alanı. İçimizde büyüyen can ise bizi cenk alanına yetiştiren, kahraman yapan can. Her anne yavrusunun kahramanıdır ve tabi dünyaların kahramanıdır.