Keyifler, cümbüşler içinde yaşamış, kılıç kalkan kullanmaya, halka yukarıdan bakmaya alışmış bir adam, kolay kolay kazma kürek kullanmaya, boğaz tokluğuna yoksul bir çiftçinin hizmetinde çalışmaya alışamaz.
Çok karışığım.
Bir yanım olabildiğince huzursuz ve yorgun.
Diğer yanım mucizelere ve düşlerin gerçek olabileceğine halen inanıyor ve heyecanını koruyor.
Bu iki yan arasında ben, eziliyorum.
“Her eylemin öncesinde yatan bir sebep olduğu için insanın özgür olmadığını söylerler. Oysa insan her daim ‘şimdi’nin içinde hareket eder. Ve ‘şimdi’ zamanın dışındadır; geçmiş ile gelecek arasında bir bağdır sadece. Bu sebeple ‘şimdi’nin içinde insan her zaman özgürdür.
Gelecek için endişe etmeyin, çünkü gelecek diye bir şey yoktur. Sadece şimdi vardır, onun için yaşayın ve şimdinin içinde iyiyseniz, sonsuza dek iyisiniz demektir. İnsan yalnızca acıyla büyür. Bunun farkında olmak ve başa gelen talihsizliği kabul etmek iyidir. Böylece insan isteyerek sırtlandığı yükleri hafifletir. Yaşamın bedende değil de ruhta olduğunu fark ettiğinizde artık ölüm yoktur, sadece bedenden kurtuluş vardır. Ruhumuzda ölümün ötesinde bir şeyler görürüz. Zihninizde neyin bedensel olmadığını ayıklayın. O zaman içinizde neyin ölümsüz olduğunu anlayacaksınız. Yaşamımızdan hoşnut olmama hakkımız yoktur. Yaşamdan hoşnut değilsek, bunu kendimizden hoşnut olmamak için bir sebep görmeliyiz.”