Merhabaalar, Lightlark serisinin ikinci kitabı ile geldim. Yine aksiyonu iliklerimize kadar hissedeceğiz, sürükleyici bir kitap diyebilirim. Yazar sağolsun tempomuzu hiç düşürmüyor valla ben okurken yoruldum. Isla yaşarken nasıl yorulmadı merak ediyorum.
Nightbane, lanetin sona ermesinin ardından Isla Crown’un artık gerçek bir hükümdar olarak ayakta kalma mücadelesini anlatıyor. İki diyarın lideri olan Isla, bir yandan yaklaşan tehditle uğraşırken diğer yandan ihanetlerin ve geçmiş sırların gölgesinde kalıyor. Lightlark yeniden büyük bir tehlikenin eşiğindeyken Isla, hem halkını korumak hem de kalbinin peşinden gitmek arasında seçim yapmak zorunda kalıyor.
Lightlark'tan huzura kavuşmuş bir diyar hatırlıyor olabilirsiniz ama bu kitapta yeniden yıkıma hazır olun. Lanet yıkılmış olsa da ortaya bambaşka sorunlarımız çıkıyor. Koskoca iki diyarın hükümdarı Isla'nın başına gelmeyen kalmıyor. Isla'nın güçlerine kavuşmasını o kadar istiyordum ki bir an önce kavuşsun istedim. Tabi yazarımız geç olsun güç olmasın demiş, bir anda güçlerine kavuşturmadı kızcağızı.
Alex Aster’ın kaleminde en sevdiğim şey akıcılığı oldu. Bölümler hızlı ilerlediği için kitabı hiç duraksamadan okudum. Özellikle geçmiş ve günümüz arasında yaptığı geçişler çok güzeldi. Romantizmi yoğun hissettirirken aynı anda karanlık atmosferi ve gerilimi de koruyabilmesini sevdim aksi taktirde çok sıkılırdım.
Grim'i sevmeyenler var ama ben seviyorum. O aralarındaki çekimi hissediyorum, ne yapayım... Bu kitapta yazar başta Grim'i unuttu sandım. Çok geç çıktı sahneye, ben daha fazla okumak istiyordum. Oro, sonradan taht kurduğu için bizim Isla'nın kalbine, ben daha mesafeliyim ona karşı. Bu aşk üçgeni arasında ben çok yoruldum a dostlar. Yine de Isla'nın geçmişte neler yaşadığını merak etmemek elde değil sırf bu