Halbuki ben bu kadar hakikatsever olmak istemiyordum. Hiçbir hakikatin beni ondan uzaklaştırmasına tahammül edemeyeceğimi anlıyordum. Ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Berlin'de yalnızsınız değil mi?" dedi.
"Ne gibi?"
"Yani.. Yalnız işte.. Kimsesiz.. Ruhen yalnız.. Nasıl söyleyeyim.. Öyle bir haliniz var ki.."
"Anlıyorum, anlıyorum.. Tamamen yalnızım.. Ama Berlin'de değil.. Bütün dünyada yalnızım.. Küçükten beri.."
"Ben de yalnızım.." dedi. Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: "Boğulacak kadar yalnızım.." diye devam etti, "hasta bir köpek kadar yalnız.."